SUYU BİZ BÖYLE GEÇERİZ AFET SANIRLAR

(Toplumsal İlişkiler 345)


مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ رِجَالٌ صَدَقُوا مَا عَاهَدُوا اللّٰهَ عَلَيْهِۚ فَمِنْهُمْ مَنْ قَضٰى نَحْبَهُ وَمِنْهُمْ مَنْ يَنْتَظِرُۘ وَمَا بَدَّلُوا تَبْد۪يلاًۙ
Mü’minlerden öyle (mert ve metin) erler vardır ki, Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirip (Hakk uğrunda canını vermiştir), kimi de (gönülden cenneti ve şahadeti umup) beklemektedir. Onlar hiçbir vazgeçme ve yan çizme (bedel ve bahane) ile (Allah adına verdikleri sözlerini) değiştirmemişlerdir.” (Ahzab/23)

Hani bir söz vardır; “akıllı köprüyü arayıncaya kadar deli suyu geçer” diye. Gerçekten de öyledir bir işe gönül verdi mi bir insan, bahaneler üretmez asla. O işi ölümüne yapar. Kem küm etmez. Severek ve isteyerek o işi yapar. Bu adama deli derler. Evet o işin delisidir ve velisidir o eylemi gerçekleştiren.

Bu işi gerçekleştirirken eylemine sevgisini katmıştır, emeğini ve zorlukla verdiği mücadelesini katmıştır. En önemlisi kararlılığını katmıştır. Bu adam ancak alnından öpülür. Gelin görün ki, bu hareketini bir kısım zevat afet olarak algılar. Nasıl böyle yaparsın efendim, yüreklerimizi ağzımıza getirdin, ya şöyle olsaydı, ya böyle olsaydı gibi bir sürü varsayım üretirler de üretirler. Olumsuzluk girdabında yüzerler.

Sevgili Cahit Zarifoğlu; “suyu biz böyle geçeriz, afet sanırlar.” derken buna işaret eder. Suyu yarıp geçenlerin karşısında yer alan tipler ise problemlere çözüm üretecekleri yerde, sorun üretirler. Çözümün bir parçası olmayanlar sorunun bir parçası olup çıkıverirler.

Cahit Zarifoğlu modern şiirin önemli temsilcilerindendir. Kendine has bir şiir dili geliştirmiş, şiirinin özerkliğini korumayı bilmiştir. Belki de bu insiyak sebebi ile poetik metinler yazmaktan geri durmuştur. Zarifoğlu’nun şiirinde karmaşa, düzenin bizatihi kendisidir. Zaman, “hızla akan bir mızrak“tır. O, modernizmin etkisiyle süratle değişen mekânı bir problem olarak algılar; “beygirler uzağa kayıyorlar” diyerek verili mantığa karşı tavrını ortaya koyar ve şiiriçi bir mantık kurarak dünyayı bir çocuk edasıyla yeniden tanımlar. İnsan haysiyetini gözeten bir bilinçle yazar şiirlerini. Eşya karşısında irtifa kaybeden insana itibarını iade etmek istercesine “burası bir adam” diye haykırır. Dağları sever; atları, develeri, kuzuları ve bilhassa kuşları. Kendisini “hiçbir tüfeğe gelmeyen bir kekliğe” benzetir. Şiiri de öyledir; ne selefi vardır ne de halefi. Bu özellikleri ve dahası ile Türk şiirinde müstesna bir yer edinmiştir. Cahit Zarifoğlu’nun sanatını önemsiyoruz. Şiirlerindeki o gizemlilik insanı kendine çeker:

Yedi Güzel Adam

Bu adamlar dev midir
Yatak özlemez gövde midir
Gül açar boyunlarında
Kolkola durup bağırdıklarında
Bomba düşmüş gibi deprenir toprak
Konuştuklarında
-Yar kurbanın olam
dola yaşmağını bileğime
Ki düşmanı güzel vuram
Çekip mavzerler çıkardılar oyluk etlerinden
Durdular ite çakala karşı yarin kapısında”

Dünyadan Gitti Bir Akçesi Bulunmadı Böyle Tecrit Üzre Gitti

Nam vermek için doğruldun
Alnından öpsünler için bir vuruşta yıkıldın

Suyu biz böyle geçeriz
Bizi afet sanırlar”

Şemsettin ÖZKAN

12.05.2021 GÜZELYALI

KAYNAKLAR

1-kuran.diyanet.gov.tr

2-kuranmeali.com

3-yenisafak.com.tr

4-edebifikir.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir