(Toplumsal İlişkiler 1743)
يَا بُنَيَّ اَقِمِ الصَّلٰوةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلٰى مَٓا اَصَابَكَ اِنَّ ذٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْاُمُورِ
“Oğulcuğum, namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kıl. Kur’ân’ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmi kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü’minlerin tasvip ettiği, icrasında hayır gördüğü, planları, programları, adaleti uygulayarak kamu düzenini sağla, iyiliği emret. Şeriatın suç saydığı, haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü’minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünü aklını kullanıp yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin et. Başına gelen belâlardan yılmayarak sabırla mücadelene devam et. Bunlar ciddi, kararlı olmayı gerektiren maksada ulaştıran mücadele metotlarındandır.” (Lokman/17)
Hz. Mevlana’nın; “sen yola çık, yol sana görünür” sözü insanın gayret etmesine, çaba sarfetmesine atıftır. Öyle ya, çalışmadan çabalamadan hiçbir şey elde edemez insan.
Bir konuda bir şeylerin olmasını istiyorsak biraz olsun gayret göstermemiz gerekmez mi? Armut piş ağzıma düş mü diyeceğiz? Planlarımızı yapıp harekete geçmemiz gerekiyor. Necm suresinin 39. ayetinde; “ve insana, kendi gayret ve çabalarının sonuçlarından başka bir şey yoktur” buyurulurken dikkatlerimiz bu noktaya çekilir.
Farabi ya da İbn-i Arabi’ye ait olduğu söylenen bir sözde üstatlarımız şöyle diyorlar; “var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun?” Sahi insan olarak şu dünyada kaç dikili ağacımız var ki, konuşuyoruz? Eskilerin tabiriyle cürmün kadar konuş! Var mısın yok musun belli değil. O halde bu telaşın da neyin nesi? Varlığı belli olmayanın yokluğu ne yazar ki? Dün olmayan bugün de varsın olmasın. “Varlığı bir şey kazandırmayan insanların yokluğu da bir şey kazandırmaz” der, Dostoyevski. Çaba göstermeden, yola çıkmadan yol görünecek öyle mi? Hadi ordan.
Yunus Emre’nin hocası Tapduk Emre der ki; “var mı öyle değirmen taşında ezilmeden elden ele yoğrulmadan ateşlerde yanmadan oluvermek. Kolay mı öyle adam olmak…” Gerçekten de herşey kendiğinden kolayca mı oluyor? Emek, çile, gayret sarfetmeden mi? O kadar basit öyle mi? Kazın ayağı hiç de öyle kolay değil.
Öyle kolay mı adam olmak? Eskilerin tabiriyle daha “şu kadar fırın ekmek yemen lazım” dedikleri şey tam da Tapduk Emre’nin anlattığı olaydır. Ekmek olmak o kadar kolay mı? Değil elbette. Önce tarlaya ekileceksin sabırla olgunlaşacak başakların. Buğday olacaksın. Harmanda saptan samandan ayrılacaksın. Çuvallara yüklenip değirmene geleceksin, orada öğütüleceksin. Yetti mi oldu mu? Hayır. Un olacaksın, suyla ellerde yoğrulup hamur olacaksın. Yetti mi? Hayır. Fırınlara girip ateşlerde yanacaksın hem de tam kıvamında olacak. Görüldüğü gibi öyle kolay değil oluvermek. Sabırla olacak bu iş, çabayla gayretle olacak. Yan gelip yatmayla değil. Armut piş ağzıma düş felsefesiyle değil. Adam olmak zor iş dostlar! Öyle her babayiğidin harcı değil. Kolay hiç değil.
Şemsettin ÖZKAN
04.04.2025 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com