KILDI ZÜLFÜN TEK PERİŞAN HALİMİ HALİN SENİN BİR GÜN EY Bİ DERD SORMAZSIN NEDİR HALİN SENİN

(Toplumsal İlişkiler 3022)

وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَدٖينَةِ امْرَاَتُ الْعَزٖيزِ تُرَاوِدُ فَتٰيهَا عَنْ نَفْسِهٖ قَدْ شَغَفَهَا حُباًّ اِنَّا لَنَرٰيهَا فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ 
“Şehirde birtakım kadınlar: “Vezirin karısı, (hizmetçisi olan)genç (delikanlı)kölesinin gönlünü çelmeye kalkmış. Öyle ki Yusuf’un sevdası onun kalbine işlemiş. Doğrusu biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” dediler.” (Yusuf/30)

Aşık maşuku için yanıp tutuşuyor, lakin bundan sevgilinin hiç haberi yok, ya da umurunda değil. Aşağıda gelen Fuzuli’nin şu beyti buna güzel bir misal teşkil eder: 

“Kıldı zülfün tek perişan halimi halin senin bir gün ey bi derd sormazsın nedir halin senin.” Yani; Ey âşıklarını dert edinmeyen sevgili!Senin bu umursamaz 

 tavrın halimi perişan eyledi. Bir gün olsun ”Ne haldesin? ” diye sormuyorsun ya asıl dert bu” demektir. Saçlarının zülfü gibi beni perişan ediyor, bir günden bir güne bu bana karşı kayıtsız kalışın, bana yüz vermeyişin beni perişan ediyor diyor.

          Aslında sevgili nazlı olur değil mi? Fuzuli’nin maşukunun yaptığı da bu. Bunda bir beis yok. Mesele aşka düşenin ne hallere düştüğüdür. Aşka düşenin deli divane oluşudur. Yadına her daim onun düşmesidir. Güle yanan bülbüle gam düşmesidir. Sevince sanki ruhun bedenden oynamasıdır.

Gitdi başından gönül ol serv kaddin sayesi
Ağla kim idabara tebdil oldu ikbalin senin

Zinet için cism divarında etmezdim yerin
Çekmeseydi aşk levh-i cana timsalin senin

Dam-gah-ı aşkdan tut bir kenar ey mürg-i dil
Sınmadan seng-i melametden per ü balin senin

Saye-veş çoktan Fuzuli hak-i kuyun yastadır
Ol ümid ile ki bir gün ola pamalin senin 

         Yani der ki şiirin geri kalan beyitlerinde Fuzuli;
“Ey gönül! O servi boylu sevgilinin himayesi üzerinden gitti. Artık ağlama vaktidir, çünkü yükselmen, alçalmağa (talihin talihsizliğine) döndü.

Ey sevgili! Aşk ta ezel gününde can levhasına senin suretini çizmeseydi, beden duvarını süslemek üzere sana itibar etmez, oraya seni desenlemezdi.

Ey gönül kuşu! Ayıplama ayıplama taşı ile kolun kanadın kırılmadan evvel aşk tuzağından kurtulmaya bak.

Zavallı Fuzuli, bir gün gelir de sevgilinin ayağının altına serilirim diye, hayli zamandır senin semtinin toprağın gölge gibi uzanmış kalmıştır.

          Erich Fromm’un “Sevme Sanatı” adlı eserinde belirttiği gibi; “sevgi pasif bir duygu değil, bir etkinliktir; bir şeye “kapılmak” değil, bir şeyin “içinde olmaktır.” En genel şekliyle sevginin aktif özelliği sevginin temelde almak değil, vermek olduğunu söyleyerek tanımlanabilir” olduğundan aşıklar sevgililerine katlanmak, onların nazını da seve seve çekmek zorundadırlar. Hiç hayıflanmaya hakları yok.

Şemsettin ÖZKAN
17.04.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-frmtr.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir