HAZİNEYİ HİÇ BİLİNEN YERE KOYARLAR MI SEN LÜTFUN İÇİNDE KAHRIN KAHRIN İÇİNDE LÜTFUN GİZLİ OLDUĞUNU BİL

(Toplumsal İlişkiler 537)


كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـٔاً وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْۚ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـٔاً وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْؕ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَࣖ
“(Ey mü’minler!) Hoşunuza gitmediği (rahatına ve dünya hayatına düşkün nefislerinizin istemediği) halde, (imtihan sırrı, haysiyet ve hürriyetinizin korunması amacıyla) Kıtal (savaşıp vuruşmak) 
üzerinize yazıldı (farz kılındı). Aslında hoşlanmadığınız bir şey, belki de sizin için hayırlıdır; sevdiğiniz ve arzuladığınız bir şey de, olur ki sizin için şerli ve zararlıdır. (Her şeyin doğrusunu ve hayırlısını) Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara/216)

Hz. Mevlana “hazineyi hiç bilinen yere koyarlar mı? Sen lütfun içinde kahrın, kahrın içinde de lütfun gizli olduğunu bil” derken bilemediğimiz olayların perde arkasını anlatır. Bize göre hakkımızda hayır gibi gözükenin şer olabileceği, şer olarak gözükenin de hayır olacağına işaret eder. Bu yüzden Allah’ın lütfunun da kahrının da hoş olduğu izah etmeye çalışır.

Aziz Hüdaî hazretleri de; “hoştur bana senden gelen, ya gonca veyahut diken! Lütfun da hoş kahrın da hoş” der. Öyle ki

Hakk’tan gelen lutuf, gaflette olan kişiyi öyle şaşırtır ki, o Hakk’ın kahrını düşünmemek cinayetini işler de daima güleceğini zanneder.

Ötekine gelen kahır da ona ümitsizlik verir. 0 zavallı ye’se kapılır, bunalıma girer. 0 kahrın arkasındaki lütfu düşünemez.

Aslında kahırda ilahî bir lütuf gizlidir. Hz. Mevlana Dîvan-ı Kebîr’nin başka bir yerinde: “Gamdan, kahırdan daha tatlı, daha mübarek bir şey olamaz. Bunun karşılığı sonsuzdur” der. (Dîvan-ı Kebîr, c. VI, s. 265) Hz. Mevlana Mesnevî’de de bu konuya bir çok , kere temas etmiştir. (Bkz. Mevlana, Hayatı, Şahsiyeti, Fikirleri, Ötüken yay., s. 270)

Bir Mesnevî beytinde;
“Paha biçilmez akîk pislik içinde gizlendiği gibi, Hakk’ın kahrı içinde lütuf gizlenmiştir.” (Mesnevî, c. V, no. 1665) Başka bir Mesnevî beytinde de; “Onun hoş olmayan tecellîsi canıma hoş gelir. Gönlümü inciten, kıran sevgiliye canım” feda olsun.” (Mesnevî, c. I, no. 1771) diyerek aynı konuya dikkatleri çeker.

Aşk, esirgeyen bir şefaatçidir. Ikisini de görür, gözetir, korur.

Allah’ım, bu aşkı bize lütfettiğin için sana şükürler olsun. Biliyorum ki, senin kahrında bize sonsuz lütuflar var.

Şükürde kusurumuz olsa bile aşk nankörlüğe bile bakmaz. Onu bile hoş görür.

Bu aşk, ya kevserdir, ya ab-ı hayat; ömre sonsuzluk vermede, insanı ölümsüz yapmaktadır.

Aşk, Allah ile insan arasında bir peygamber gibidir. îkisinin arasında gelir gider, birbirinden haberler getirir götürür.

Yeter artık sus, bunu ayet ayet okuma, zaten ayeti de aşk tefsir eder. “Sevgiyle acılar, tatlılaşır; bakırlar altına dönüşür.
Muhabbetle tortular, berraklaşır; dertler, şifa verir.
Muhabbetle ölü, canlandırılır. Sevgiyle padişah, köle yapılır.” (Mesnevî, II/ 1529-1531)

Şemsettin ÖZKAN

06.12.2021 DOĞANŞEHİR

KAYNAKLAR

1-kuran.diyanet.gov.tr

2-kuranmeali.com

3-pixabay.com

4-islamasevgi.wordpress.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir