(Toplumsal İlişkiler 3149)

قُلِ اللّٰهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَٓاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَٓاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَٓاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَٓاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدٖيرٌ
“De ki: “Ey mülkün (cümle kâinatın ve bütün varlıkların) gerçek sahibi olan Allah’ım!.. Sen mülkü (devlet ve serveti) dilediğine verirsin ve dilediğinden de mülkü (nimet ve fazileti) çeker alırsın… (Allah’ım, Sen) Dilediğini (ve layık gördüğünü) aziz eder, yüceltirsin; dilediğini (ve hak edeni) de zelil eder alçaltırsın. Ve her türlü hayır ve iyilik Senin elindedir. Gerçekten Sen her şeye Kâdir’sin.” (Al-i imran/26)
Nasipsizliğin çok güzel bir tanımı şöyle yapılır: “Nasipsizliği sordular meczuba. Dedi ki; vaktin ve mülkün sahibine, mülkünde vakit ayırmamaktır.”
Meczubun hikmetli sözü,”Vaktin ve mülkün sahibi olan Allah’a, O’nun mülkünde vakit ayırmamak”, yani kulun dünya telaşıyla Rabbini unutması ve kulluk görevlerini (namaz gibi) aksatmasıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu hakikati ve insanın zamanı nasıl değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan temel ayetler şunlardır:
- Mülkün Sahibi ve Gerçek Hakimiyet: İnsanın yaşadığı her şeyin ve zamanın mülkiyeti Allah’a aittir.
- “De ki: Ey mülkün sahibi Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de mülkü çeker alırsın…” (Âl-i İmrân Suresi, 26. Ayet)
- Zamanı Doğru Kullanmak ve Nankörlükten Sakınmak: Allah, insanı ve mahlukatı ibadet etmesi için yaratmış ve zamanı sınırlı bir imtihan aracı kılmıştır.
- “Andolsun asra (zamana) ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip, salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” (Asr Suresi, 1-3. Ayetler)
- Dünya Telaşının Unutturduğu Zikir: Zamanı sadece dünya hayatı için harcayıp asıl sahibi olan Allah’ı anmayı ihmal etmek, Kur’an’da şiddetle uyarılır.
- “Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.” (Münâfikûn Suresi, 9. Ayet)
- Vaktin Kıymeti ve Gece-Gündüz Döngüsü: Zamanın akışı, ibadetle değerlendirilmesi gereken ilahi bir ayettir.
- “Geceyi ve gündüzü birbiri ardınca getiren O’dur; O, ibret almak yahut şükretmek isteyen kimseler için gece ile gündüzü farklı kılmaktadır.” (Furkān Suresi, 62. Ayet)
Bu hikmetli söz, insanın yaratılış gayesini hatırlamak için Rabbine ibadete (özellikle namaza) zaman ayırmasını öğütlemektedir.
Bu derin ve çarpıcı söz, insanın yaratıcısına olan vefasızlığını ve manevi körlüğünü en sade haliyle özetler.
Bu sözün temel açıklaması ve hayatımıza yansıyan anlamları şöyledir:
- Asıl Yoksulluk Unutmaktır: İnsanın maddi yokluktan ziyade
- yaşayacağı en büyük mahrumiyet, kendisine verilen ömrün, nefesin ve sağlığın sahibini unutmasıdır.
- Vakitsizlik Bir Bahanedir: İnsan, Allah’ın kendisine bahşettiği zamanı yine O’nun rızasına uygun yaşamaktan (örneğin dua etmekten, ibadetten veya şükretmekten) alıkoyuyorsa, bu kendi eliyle kendi nasibini kapatması demektir.
- Mülkün Gerçek Sahibi: Yaşadığımız ev, sahip olduğumuz dünya ve hatta bedenimiz dahi bize ait değildir. Emanet edilen bu mülk içinde, sahibinin rızasını gözeterek O’na zaman ayırmamak en büyük nankörlük ve nasipsizlik olarak kabul edilir.
Bu söz, kalbin Rabb’inden uzaklaşmasının ve insanın dünyevi meşgalelere dalıp kendi yaratılış amacını unutmasının ruhsal açıdan ne büyük bir kayıp olduğuna işaret eder.
Şemsettin ÖZKAN
22.08.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-Al Bakışı