SADECE DAVRANIŞA GÜVENİN HAYAT SÖZCÜKLERİN DEĞİL OLAYLARIN SEVİYESİNDE GERÇEKLEŞİR GÜVEN DAVRANIŞADIR

(Toplumsal İlişkiler 3106)

SADECE DAVRANIŞA GÜVENİN HAYAT SÖZCÜKLERİN DEĞİL OLAYLARIN SEVİYESİNDE GERÇEKLEŞİR GÜVEN DAVRANIŞADIR

لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهٖ يَحْفَظُونَهُ مِنْ اَمْرِ اللّٰهِؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْ وَاِذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِقَوْمٍ سُٓوءاً فَلَا مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُمْ مِنْ دُونِهٖ مِنْ وَالٍ

“Kişinin önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu kayıt ve koruma altına alan takipçiler vardır. Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz.” (Rad/11)

Alfred Adler’in; “sadece davranışa güvenin. Hayat sözcüklerin değil, olayların seviyesinde gerçekleşir. Güven davranışadır” sözü sözden çok davranışlara odaklanmamız gerektiğini anlatmıyor mu?

Yani ne demek şimdi bu? Şemsi Tebrizi’nin; “bana sevdiğini söyleme…. Hissettir” sözünde ifade edilen ana tema; “sözünün bende hiçbir hükmü yok. Asıl olan senin tutum ve davranışlarındır” demeye getiriyor lafı Hz. Pir.

Söylenen sözler, davranışlarla yerine getirilmediği sürece anlamını yitirir. Konuşmak her zaman kolaydır fakat asıl mühim olan söylediklerinin ve yaptıklarının ne kadar tutarlı olduğudur. İnsanlar davranışlarla gösterilmediği sürece söylenen sözlere güvenmez hiçbir şekilde. Örneğin biri seni seviyorum deyip de bunun tam tersi davranışlar sergiliyorsa, orada bir sıkıntı var demektir.

Davranışlar eğitim metodlarında öğrenci için öğretmenin rol model olması bakımından fevkalade önemlidir. İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin bal hikayesi, bir çocuğa bal yememesini söylemeden önce kendisinin bal yeme alışkanlığını bırakmak için 40 gün beklemesini konu alan, “sözün tesirli olması için önce nefiste uygulanması” gerektiğini vurgulayan ünlü bir kıssadır. Samimiyet ve örnek olma üzerine kurulu bu olay, lafın değil, halin (yaşayışın) daha etkili olduğunu anlatır.

Hikayenin Özeti:
* Talep: Bir anne, çocuğunun aşırı bal yiyip hastalandığını belirterek İmam-ı Azam Ebu Hanife’den çocuğuna “bal yeme” demesini, nasihat etmesini ister.
* Bekleyiş: Ebu Hanife, aileyi hemen geri çevirmez ancak “40 gün sonra gelin” diyerek süre ister. * Çözüm: 40 gün sonra aile tekrar geldiğinde, Ebu Hanife çocuğa bal yememesini söyler. Çocuk bu sözü dinler ve balı bırakır.
* Hikmet: Annenin “Bunu söylemek için neden 40 gün bekledin?” sorusuna Ebu Hanife, “40 gün önce ben de bal yiyordum. Bal yiyen birinin başkasına ‘yeme’ demesi etkili olmazdı. Önce kendi nefsimde bunu denedim, bıraktım; kendim yapabildiğimi görünce sözüm de çocuğa tesir etti” cevabını verir. Kıssadan Çıkarılacak Dersler:
* İnsanın yapmadığı veya yapamadığı bir şeyi başkasına tavsiye etmesi samimi değildir ve sonuç vermez.

  • Öğüt veren, önce kendi dertlisi olmalı, o davranışı kendisi uygulamalıdır.
  • Sözün gönüllere dokunması için samimiyet şarttır.

Şemsettin ÖZKAN
10.07.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-Al Bakışı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir