DERDİNİ SADE ANLATAN DERTLİ GÜZEL ANLATAN EDEBİYATÇI HALİYLE ANLATAN AŞIK TEBESSÜMÜYLE ÖRTEN ARİFTİR

(Toplumsal İlişkiler 3028)

اَلَّذٖينَ اِذَٓا اَصَابَتْهُمْ مُصٖيبَةٌ قَالُٓوا اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ 

“Onlar; başlarına bir musibet gelince, “Biz şüphesiz (her şeyimizle) Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na döneceğiz” derler.” (Bakara/156)

Derdini sevmeyene, Eyüp Peygamberi hatırla derim. Sevgili Peygamberimizi hatırla derim. Musa, İsa, Nuh, Adem Peygamberleri hatırla derim. Hasılı tüm Peygamberleri hatırla derim. Derdi olmayana da, git pazara, bir dert al derim. Bulamazsan, gel sana ödünç vereyim, bir dert de sen al derim.

            Dertsiz insan mı olur? Her insanın bir hikayesi vardır, derdi vardır. Dert yol gösterir. İnsana bir hedef sunar. Ha derdi olmayan hiç yok mudur? Vardır mesela firavunun derdi yoktu.

             Bir de derdi anlatma biçimleri vardır. Herkes bir şekilde o derdini söyler. Şemsi Tebrizi’ye atfedilen bir sözde; “derdini sade anlatan dertli, güzel anlatan edebiyatçı, haliyle anlatan aşık, tebessümüyle örten ariftir” denilmesi, ne hoş değil mi?

             Burada en hoş olanları aşıkların halleriyle kendilerini tutamayarak anlatmalarıdır. Ama ariflerin dertlerini bir tebessümle örtmeleri olağanüstüdür. Zira derdini seviyor, şikayet etmiyor, üstelik gizliyor ve Rabbine havale ediyor. Verilen derdi lütuf olarak görüyor. Ve gülümsemesiyle de, muhatabını ihya ediyor. Ne güzel şey öyle. Kahretmiyor, ağlamıyor, sızlamıyor, sızlanmıyor, acınmıyor, kaderine razı bu durumundan da hoşnut.

            Aziz Hüdaî hazretleri de; “hoştur bana senden gelen, ya gonca veyahut diken! Lütfun da hoş kahrın da hoş” der. Öyle ki

• Hakk’tan gelen lütuf, gaflette olan kişiyi öyle şaşırtır ki, o Hakk’ın kahrını düşünmemek cinayetini işler de daima güleceğini zanneder.
• Ötekine gelen kahır da ona ümitsizlik verir. 0 zavallı ye’se kapılır, bunalıma girer. 0 kahrın arkasındaki lütfu düşünemez. Aslında kahırda ilahi bir lütuf gizlidir. Hz. Mevlana Dîvan-ı Kebîr’nin başka bir yerinde: “Gamdan, kahırdan daha tatlı, daha mübarek bir şey olamaz. Bunun karşılığı sonsuzdur” der. (Dîvan-ı Kebîr, c. VI, s. 265) Hz. Mevlana Mesnevî’de de bu konuya bir çok , kere temas etmiştir. (Bkz. Mevlana, Hayatı, Şahsiyeti, Fikirleri, Ötüken yay., s. 270) Bir Mesnevî beytinde;
“Paha biçilmez akik pislik içinde gizlendiği gibi, Hakk’ın kahrı içinde lütuf gizlenmiştir.” (Mesnevî, c. V, no. 1665) Başka bir Mesnevî beytinde de; “Onun hoş olmayan tecellisi canıma hoş gelir. Gönlümü inciten, kıran sevgiliye canım” feda olsun.” (Mesnevî, c. I, no. 1771) diyerek aynı konuya dikkatleri çeker.

Şemsettin ÖZKAN
23.04.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir