İNSAN KIRILDIKÇA DUVAR ÖRER KENDİNE BAZEN YASLANMAK BAZEN DE SAKLANMAK İÇİN

(Toplumsal İlişkiler 2016)

وَلَمَّا دَخَلُوا عَلٰى يُوسُفَ اٰوٰٓى اِلَيْهِ اَخَاهُ قَالَ اِنّٖٓي اَنَا۬ اَخُوكَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ 

“(Nihayet) Yusuf’un yanına girdikleri zaman, o (öz) kardeşi (Bünyamin’i tanıyıp kenara çekti ve) bağrına basarak; “Ben senin gerçekten kardeşinim. Artık onların yaptıklarına üzülme!” demişti.” (Yusuf/69)

İmrebey adlı sosyal medya kullanıcısı; “insan kırıldıkça, duvar örer kendine. Bazen yaslanmak, bazen de saklanmak için” sözüyle yine en çok değindiğimiz konu olan gönül kırgınlığına getirir lafı. 

           Bu mevzu bitecek gibi de gözükmüyor. Çünkü en çok işlenen hataların başında geliyor da ondan. Gönüller yıkıla yıkıla tarumar oldu.

           Sevgili Peygamberimizin şu sözü herkesin kulağına küpe olmalıdır doğrusu beni çok derinden etkiler; “incittiğiniz insanın ve kırdığınız gönlün bedduasından korkun.” Acaba kimleri kırdım, üzdüm diye? Başta yakınlarımdan başlayarak çarşıda pazarda yolda trafikte, iş çevremizde öğrenci ve öğretmenlerimizden daha hatırlayamadığım birçok insan ve hatta hayvan ve kopardığımız bir gülden bile hüzünlenirim. İçim yanar bir ateştir, maşuka duyduğum hasretten.

          Gerçekten her biriyle helallik istemek gerektiğine inanırım. Bu yüzden olsa gerek eskilerin en ufak bir şeyde; “kardeşim hakkını helal et!” demeleri boşuna değildir. Herşey diğergamlık üzerine kurulu. Çünkü dünyada bir kişinin ahını almak hayatımızın, dünyamızın perişan olmasına neden olabilir. 

          Rabbimizin şirk (O’na ortak koşma) dışında gazabına neden olabilecek hoşuna gitmeyen davranışlardan biri de bir insanı kırmaktır, üzmektir. Çünkü gönül kabesini yapan Allah’tır. Mekke’deki Kabe’yi yapan insandır, İbrahim ve İsmail Peygamberlerdir. Hangisi daha üstündür? Şüphesiz ki Allah’ın yaptığı gönül kabesi Daha üstündür. Yunus Emre ne güzel der:

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

Yol odur ki doğru vara
Göz odur ki Hakk’ı göre
Er odur alçakta dura
Yüceden bakan göz değil

Erden sana nazar ola
İçin dışın pür nur ola
Beli kurtulmuştan ola
Şol kişi kim gammaz değil

Yunus bu sözleri çatar
Sanki balı yağa katar
Halka matahların satar
Yükü gevherdir tuz değil.

          İnsanı kırmamak lazım. Zira kırıldıkça insan içe doğru kapanır. Tabiri caizse ipek böceği gibi koza örer ve kendini hapseder. Bir insanın bu hale gelmesine sebep olmak, bir insana yapılabilecek en büyük kötülüktür. 

         Öyle bir şey ki bu gönül kırgınlığı, ömür boyu sürebilecek bitmeyen bir duygu akışı ve burukluktur. Gönül, bir kere kırıldı mı sevdiğine, hayat daha bir zor geliyor, parçalar yan yana gelmek bilmiyor. Ne yapsan da eski havasını, tadını vermiyor hiçbir şey… Kırılan bir bardak gibi, çatlayan bir ayna gibi, hırpalanmış bir yürek gibi, eski haline döndürmek çok zor çoğu şeyi.. Telafi etmek güç, onarmaksa imkansız…Ne bardağı daha sıkı tutardım, ne aynaya daha iyi bakardım, ne de, kalbini bir daha kırmam deseniz de, nafile… Bardak da, ayna da, gönül de kırıldı bir kere… Eski haline gelemiyor.. 

Şemsettin ÖZKAN
02.01.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com
5-eksisozluk.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir