(Toplumsal İlişkiler 1984)

مِنَ الَّذٖينَ هَادُوا يُحَرِّفُونَ الْكَلِمَ عَنْ مَوَاضِعِهٖ وَيَقُولُونَ سَمِعْنَا وَعَصَيْنَا وَاسْمَعْ غَيْرَ مُسْمَعٍ وَرَاعِنَا لَيًّا بِاَلْسِنَتِهِمْ وَطَعْنًا فِى الدّٖينِۜ وَلَوْ اَنَّهُمْ قَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا وَاسْمَعْ وَانْظُرْنَا لَكَانَ خَيْرًا لَهُمْ وَاَقْوَمَ وَلٰكِنْ لَعَنَهُمُ اللّٰهُ بِكُفْرِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُونَ اِلَّا قَلٖيلًا
“Yahudiler arasında öyle düşük karakterli v kimseler var ki, kelimelerle oynayıp anlamlarını çarpıtıyor ve Peygamberin huzurunda konuşurken, güya inancınıza hakaret amacıyla tıpkı sarhoş gibi dillerini eğip bükerek: “Semi’na ve eta’na!: İşittik ve itaat ettik” yerine “Semi’na ve asayna!: İşittik ve isyan ettik!” diyorlar.“Sen izin vermedikçe konuşamayız!” veya “Asıl sen bizi dinle, çünkü sen dinlenilmeye lâyık değilsin!” anlamına gelebilecek kaypak kelimelerle “Vesma’ ğayra musma’!” diyorlar.
Ve hem “Bizi gözet!”, hem de “Hey, bizim çoban!” anlamına gelebilecek şekilde “Râinâ!” diyorlar. Hâlbuki onlar, kelimeleri çarpıtmadan, adam gibi;“İşittik ve itaat ettik!” “Bize kulak ver!” ve “Bizi gözet ve âdil bir hakem ve yönetici olarak aramızda hükmet!” demiş olsalardı, elbette bu, kendileri için en doğru ve en uygun davranış olurdu. Fakat öyle olmadı, çünkü Allah, nankörce davranıp Son Elçiyi inkâr etmeleri yüzünden kalplerini mühürleyerek onları lânetlemiştir, bundan dolayı içlerinden pek azı hariç, iman etmezler.” (Nisa/46)
Rus roman ve öykü yazarı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski; (1821-1881) “baş kaldıranları her zaman yenecek üç güç vardır yeryüzünde, bunlar; mucize, sır ve otorite” derken sanki bugünleri görmüş de anlatıyor gibidir.
Dostoyevski, içinde bulunduğumuz şu kaotik ortamlar için ve dünyadaki terör ve isyanın sorumlularını gösterirken yol gösteriyor bu cümlesiyle.
Üstüne üstlük çözüm önerisi olarak sunduğu rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocanın; “bunlar ancak güçten anlar” dediği cümle ile örtüşüyor. Otorite yani gücü, erki, elinde bulundurmak. Hesap edin koca dünya bu bozgunculara bir şey yapamıyor, bir de bunlar biz; “ıslah ediyoruz” düzeltiyoruz diye her şeyi bozuyorlar. İnsanlık âleminin tüm sınırları zorluyorlar. Kaosu, anarşiyi terörü devlet olarak yapmaları dünyanın şirazesini bozuyorlar.Gelin görün ki gücü elinde bulunduranlar da bunların hizmetinde. Onlara çalışıyorlar.
Bunlar tavuk boğazlar gibi çoluk, çocuk, kadın, yaşlı, genç, din adamı, gazeteci önüne ne gelirse öldürüyorlar. Kilise,cami, hastane, okul, çadırlar ne varsa gözleri kırpmadan bombalıyorlar. Pervasızca hiç utanmadan, sıkılmadan tüm insanlığa karşı siyonist bir anlayışla bunu yapıyorlar. Pes doğrusu. Bütün insanlık eli kolu bağlı öylece seyrediyor bu olanları ve kimse de bunlara karşı bir şey yapamıyor.
Dostoyevski’nin yeryüzündeki bu terörü durdurmada gösterdiği bir başka yol mucizelerdir. Mucize, akıl yoluyla açıklanamayan, bu yüzden de Tanrısal bir güç tarafından yaratıldığına inanılan doğaüstü olaylardır.
Peygamberler Allah’ın izin vermesiyle isyan edenlere, yeryüzünü fesada uğratanlara karşı, tarihte sayısız mucizeler göstermiştir. Buna rağmen buna şahitlik edenlerin kimi iman ederken, kimisi de Peygamberi sihirbazlıkla suçlamışlardır. Ama en azından insanlık doğru yolu bulabilmiştir. Hak ve batıl birbirinden ayrılmıştır. Bu insanlık adına iyi bir gelişme olmuştur.
Dostoyevski’nin bir başka isyanı bastırma yolunun sır olduğunu söylemesi ilginçtir. Sır; kimseye söylenmemesi, gizli tutulması gereken şey, giz, ya da insan aklının yeterince açıklık getiremediği şeyler için, kullanılan bir tabirdir.
Sırlara vakıf olma ilmine “ilmi ledün” denir. Allah tarafından özel olarak verilen, yüce bir kuvvetin tecellisidir. Bu nurani ilim ancak takva sahiplerine ve salih amel işleyenlere layıktır. Her babayiğidin harcı değildir. Konya eşrafından Hacıveyiszade ve Ladikli Ahmed Ağa (çoban Ahmet) gibi Hızır aleyhisselam ile (Kehf suresinde anlatılan salih kişiyle)teşriki mesaide olan evliya kullara bu ilim verilmiştir.
Şemsettin ÖZKAN
01.12.2025 GÜZELYALI
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com