İYİ KONUŞMAYI BİLENLER KISA VE ÖZ KONUŞUR ÇOK SUSAR

 (Toplumsal İlişkiler 1740)

فَكُلٖي وَاشْرَبٖي وَقَرّٖي عَيْناً فَاِمَّا تَرَيِنَّ مِنَ الْبَشَرِ اَحَداً فَقُولٖٓي اِنّٖي نَذَرْتُ لِلرَّحْمٰنِ صَوْماً فَلَنْ اُكَلِّمَ الْيَوْمَ اِنْسِياًّ

“Ye, iç, gözün aydın olsun! Buradan ayrıldığında, eğer bir insanla karşılaşırsan, onunla hiç konuşma, sadece işâretlerle ona de ki: ‘BenMerhamet Sahibi yüce Rabb’im için,bir süre konuşmamak üzere oruç adadım; bu yüzden bugün hiç kimseyle konuşmayacağım!’ Korkma, sorulara cevabı ben vereceğim.” (Meryem/26)

İyi konuşmakla susmak arasında çok yakın bir ilişki vardır. Çok konuşanlar ağzına geleni konuşur böyle olunca da ulu orta sadece iyi şeyler çıkmaz ağzından. Kötü şeyleri de bilinçaltındakileri de açık eder. Uzun ve samimi olmayan birçok cümle dökülüverir ağzından. 

             Dostoyevski der ki; “iyi konuşmayı bilenler; kısa ve öz konuşur ve çok susar.” Gerçekte öyle değil midir? Söz gümüşse sükut altın değil midir? En çok söylenenler arasında neyi hatırlıyoruz? Kısa,öz, veciz olanları değil mi?

             Çok az olmakla birlikte bazı insanlar bilirim,hiç konuşmaz susar dururlar. Halbuki onlar susarak konuşurlar. Bir çeşit sükuti sohbet yaparlar sizinle adeta. Çok konuşanı da sevmezler. Dinlendikleri için, akabinde ağızlarından iki çift kelam ettiklerinde de, sözleri çok dinç ve etkileyicidir. 

             Öyle bir suskunluk olmalı ki bizimkisi, dışımız sükût, içimiz kıyamet. Sözde bir mana varsa, sükûtta bin bir mana vardır. Dil lal, gönül buruk. Tek olan “O” bilir şu gönlümüzü, sükût içinde sükût…

            “Kalbe sözden çok sükûttan manalar akar” derken, Hz. Şemsi Tebriz-i haksız sayılmaz. Abdülkadir Geylani hazretleri “ya Rab! Halim sana âyan, söze ne hacet!” derken sessizliğin derinliğine işaret eder. 

            Hasılı kelam sükut, duyabilenler için en güzel ses. Sus ki, gönülden manalar aksın diline. Çok konuşupta ne yapacaksın? Dilini mi yoracaksın, cümle âlemi mi? Bir Hâdis-i Kutsi’de şöyle buyrulur: “Ey âdemoğlu, kalbinde bir katılık, bedeninde bir hastalık ve rızkında bir eksiklik gördüğün zaman, bil ki boş şeyler konuştun. Ey âdemoğlu, çok konuşmakla hikmet ve inceliği nasıl arzu edersin. Sen hikmeti dilinin ve kalbinin sükûtunda ara bul.” Demek ki sadece dilin sükûtu yetmiyor, bir de kalbin sukutu söz konusu.

            Hikmet, incelik dolu öz, kısa olan ve susmanın yoğun olduğu konuşmalar, şüphesiz ki en güzel konuşmalardır. Sevgili Peygamberimizin konuşmaları bu türdendi.  

Şemsettin ÖZKAN
01.04.2025 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir