BEN SÖYLEDİKLERİMDEN SORUMLUYUM ANLADIKLARINIZDAN DEĞİL

(Toplumsal İlişkiler 1730)

وَاِنْ كَذَّبُوكَ فَقُلْ لٖي عَمَلٖي وَلَكُمْ عَمَلُكُمْ اَنْتُمْ بَرٖٓيؤُ۫نَ مِمَّٓا اَعْمَلُ وَاَنَا۬ بَرٖٓيءٌ مِمَّا تَعْمَلُونَ 

“O hâlde, ey Müslüman!Bütün bunlara rağmen, yine de seni yalanlayıp kaba kuvvet ve zorbalıkla sesini kısmaya kalkışırlarsa, o zaman onlara de ki: “Bakın, ben hiç kimseyi iman etmesi için zorlamıyorum, siz de bizim inancımıza müdahale etmeyin. Öyle ya, benim yaptıklarım bana, sizin yaptıklarınız da size aittir. Eğer ben bir yalancıysam, bunun sonuçlarına katlanacak olan benim; yok eğer sizler hakîkati inkâr eden kimselerseniz, bunun zararı da bana değil, sizlere dokunacaktır. Çünkü siz benim yaptıklarımdan sorumlu olmadığınız gibi, ben de sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim.” Fakat inkârcılar, bu çağrıya çoğu kez olumsuz cevap verecekler. Zira unutma ki, her dinleyen işitiyor, her bakan görüyor değildir:” (Yunus/41)

Kifayetsiz kalmış kelimelerimi anlayabilecek misiniz? “Ben bir şey bilmiyorum” diyen şu dostunuzun, hiçbir şeyden çakmadığını, ‘bilgisizim’ demesini idrak edebilecek misiniz? Ne anlatayım dostlarım ben size? Anlat dediğiniz bu adam, anlatılacak adamlardan daha bilgili değildir. Daha çok mürekkep yalaması lazım, demedim mi? Bu fakir sadece ve sadece söylediklerinden mesuldür ancak, ne anladıklarınızdan sorumlu değildir. 

              Stefan Zwelg; “ben söylediklerimden sorumluyum, anladıklarınızdan değil!” derken, hislerimize tercüman olur. İşin  aslı, başkalarının sizin hakkında ne düşündüğünden asla siz sorumlu değilsiniz. O sözler kimin ağzından çıkmışsa ona aittir. 

              Birinin ardından konuşursunuz, konuşursunuz, günahından haberdar olursunuz da, amma velakin tevbesinden haberiniz olmaz. Üstüne üstlük gıybet eder günahınıza günahlar katarsınız.

              Eğer insan gerçekten bir şey olmak istiyorsa doğru ve güzel insan olsun yeter. Zira bu kulvarda pek yarış yok. İnsan ağzından çıkanlarla imtihan olur. Mutsuzum diyorsa mutsuz, fakirim diyorsa fakir, iyi değilim, hastayım diyorsa hastadır. Başkaları da yine sizin hakkınızda bu iş olmayacak, sen hastasın gibi olumsuz cümleler kuruyorsa muhtemelen o da tıpkı sizin o kurduğunuz olumsuz cümleler gibi beddua ediyordur. Siz siz olun olumsuz cümlelerle kendinizi, yüreğinizi  yara bere içinde bırakmayın.

             En iyisi üstad Necip Fazıl Kısakürek’in; “ne olursa olsun sen iyi olmaya bak” düsturunu bize öğreten, “Utansın” şiiriyle konumuzu noktalayalım:            

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın! 

Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

Şemsettin ÖZKAN
22.03.2025 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-milliyet.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir