YAN YANA YÜRÜMEYELİM DİYE DAR YAPILMIŞTI KALDIRIMLAR VE YİNE YAN YANA YÜRÜMEYELİM DİYE DAR KAFALIYDI İNSANLAR VE SIRF DARDI DİYE KAFALAR DÜŞÜNMEYİ BIRAKIP SEVMEYİ DENEDİK “SARILMAK YAKAR BİZİ” DEYİP AŞKI HEP UZAKTAN SEVDİK

(Toplumsal İlişkiler 2060)

اِنَّمَا يَاْمُرُكُمْ بِالسُّٓوءِ وَالْفَحْشَٓاءِ وَاَنْ تَقُولُوا عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ 
“Ki o, size (her süreçte ve) sadece kötülükleri, çirkin-hayâsız işleri emredip (ayartmaya çalışmakta) ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi (teşvik ederek fısıldayıp durmaktadır).” (Bakara/169)

Amerikalı filozof yazar ve şair Charles Bukowski; (1920-1994) “yan yana yürümeyelim diye, dar yapılmıştı kaldırımlar. Ve yine yan yana yürümeyelim diye, dar kafalıydı insanlar. Ve sırf dardı diye kafalar, düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik. “Sarılmak yakar bizi” deyip, aşkı hep, uzaktan sevdik” derken, insanın, ne kadar da menfi düşünmeye yatkın olduğunu gözler önüne serer. 

            Bu cümleler insanların sevgiden yoksun bir hayat inşa ettiklerinin de bir kanıtı olsa gerek. Bilhassa modern çağın insanının kin,nefret, acımasızlık, agresiflik, hasetlik, fesatlık duvarlarıyla kendinin etrafını örüp içine hapsettiği yadsınamaz bir gerçek. 

             Aynı zamanda insanoğlunun egosunun tavan yaptığının bir göstergesi. Çağın vebası sevgi yoksulluğu. Sevemiyor bir türlü zamanımızın insanı.

             Modern zamanlarda en çok yıpranan, tabana vuran nedir, sorusuna ‘sosyal ilişkilerimizdeki sevgi fakirliğidir’ desem, inanın dostlar yanlış olmaz. En yakınımızdan anne, baba, evlat ilişkisinden tutun da, en uzak sıradan bir insanla ilişkilerde bile yaşadığımız sorun hep aynıdır; “Sevgi yoksulluğu.”

             Çok değil daha yakın zamanlara kadar ceplerimiz dolu değildi, ama gönüllerimiz doluydu. Seksenler dizisi bu konuyu çok güzel işliyor. Azıcık ceplerimiz dolmaya başlayınca, bu sefer gönüllerimizi boşalttık. Para sarhoş naraları atınca insanlık sustu bre dostlar, mahpuslar koca kentlere dönüştü. İnsanlar evlerinde eşyalarıyla sevişirken, evlerimiz gurbet oldu. Ah nerede vah nerede nerde kaybettim onu acaba, sevgi ne? Sevgi bir şeye, ya da bir kimseye yakın ilgi, alaka duymaya yönelten duygu. Saygı ise birbiriyle olan ilişkilerinde kişi ve kurumların birbirlerinin farkında olduklarını tutum ve davranışlarıyla gösterdikleri nezakettir.

            Ee şimdi sevgi saygı yok mu? Elbette var, ama azaldı, çoğalan sanal sevgiler, selfiyeler… Sosyal medyada döktürenlere bakıyorum da, annesini facebook’ta senede bir anneler gününde arayanlar, karısını dövüp dövüp de, sosyal medyada övgüler düzenleri, çocuğuyla doğru dürüst ilgilenememiş anneleri görünce,  ben mi abartıyorum demekten kendimi alamıyorum. Gerçekten de dostlar sevgi yoksulluğu içimize bağdaş kurup, kalmamak üzere oturmuştur. Karnı açlardan çok daha tehlikelisi kalbi açlardır. Sevgi yoksulluğu tüm zamanların en tehlikelisidir insanlık için. Çağın vebasıdır yalın anlatımıyla.

           İnsan ilişkilerinde bağlanma duygusunu, verimli bir şekilde geliştirebilmemiz için; sevgi, saygı, şefkat ve merhamet gibi unsurları geliştirmemiz gerekir. Bu yüzden yakınlık ve ait olma hisleri, samimiyet, içten davranma, empati, başkaları ile münasebetlerimizde vazgeçilmez yöntemler olarak karşımıza çıkıyor.

Şemsettin ÖZKAN
15.02.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir