(Toplumsal İlişkiler 2094)

مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ وَاَرْسَلْنَاكَ لِلنَّاسِ رَسُولًاۜ وَكَفٰى بِاللّٰهِ شَهٖيدًا
“Ey insanoğlu! Sana ulaşan her iyilik, onu kendi irâdenle çalışarak elde etmiş olsan bile gerçekte Allah’tandır. Çünkü bütün iyiliklerin, güzelliklerin kaynağı O’dur. Seni yaratan, iyilik yapma kudret ve irâdesini sana bahşeden ve bu iyilikleri yapmanı emreden, Allah’tır. Başına gelen her kötülük de, Allah’ın katından, yani O’nun izni ve irâdesi ile olsa da seninkendi günahın yüzündendir. Çünkü Allah, yapılmasına onay vermediği hiçbir şeyin müsebbibi değildir. Eğer sen, Allah’ın sana bağışladığı imkân ve yetenekleri O’nun istediği yönde kullanmayıp cezayı hak etmişsen, bunun sorumlusu yalnızca sensin.Dikkat edin, burada sözü edilen kötülük, imtihân gereğince insanın başına gelen kaza, hastalık, sakatlık, iflâs, ölüm gibi hâller veya zâlimlerin baskı ve eziyetlerine uğramak, imtihan gereği sıkıntı çekmek gibi “kötü gibi görünen şeyler” değil, kişiyi Allah’ın rahmetinden uzaklaştıran ve hoşnutluğundan mahrum bırakan “gerçek” kötülüktür. Unutmayın ki, insanoğlunun sınırlı bilgisiyle kötü zannettiği bir çok şey, aslında kendi yararına olabilir. Dolayısıyla, imtihân hikmetince insanın başına gelen bu tür ‘kötülükler’ size verilmiş bir ceza değil, aksine birer ilâhî lütuf olduğundan, elbette Allah’tandır. Sonuç olarak, yaratma ve izin verme bakımından iyilik de kötülük de Allah’ın katındandır, fakat onay verme ve razı olma bakımından iyilikler Allah’tan, kötülükler ise kendi tercih ve irâdesiyle onu gerçekleştiren insandandır.Ey Muhammed! Münâfıkların sözlerine üzülme, sen hiçbir zaman kötülük kaynağı olamazsın. Zira Biz seni, insanlığa iyilik ve güzellikleri öğreterek hayırlara vesîle olan mübarek bir Elçi olarak gönderdik. Buna şâhit olarak da, Allah yeter.” (Nisa/79)
Üstada sormuşlar; “-Neden hep iyiler kaybeder?” diye.
Üstad da şöyle cevap vermiş;
“- Bahçeden bir çiçek kopart desem, hangisini koparırsın?
“- Tabi ki en iyisini” demiş.
“- İşte bu yüzden hep iyiler kaybeder.”
Şimdi buradan, bela ve musibetlerin, iyilere daha çok dokunabileceği gibi bir anlam çıkıyor. Hele şu hadisi söylersek, konunun önemi, daha da iyi anlaşılır sanıyorum.“İnsanlar içinde en ağır imtihana çekilenler peygamberlerdir. Sonra sırasıyla (rütbeleri) onları takib edenler, sonra onları takip edenlerdir. Kişi dinine göre müptela kılınır (imtihana çekilir).
Eğer dininde salabetli ise imtihanı (göreceği bela ve musibet) ağır olur. Eğer dininde gevşek ise o oranda imtihan edilir. Bela o kimseyi devamlı takib eder. Nihayet onu bırakıncaya kadar. Böylece kul, yeryüzünde hatası olmadığı halde yürür.” (Râmûzu’l-Ehâdîs, s. 71, 983. hadis. Ahmed b. Hanbel, Buharî, Tirmizî, İbn-i Hıbban, Müstedrekten. bk. İbn-i Mâce II, 1321, 1331, 1335)
Yukarıda geçen ayette ise, başınıza gelen her kötülük kendi yüzünüzden denilince, sanki bu insanların en iyisi, en değerlisi, en güzel çiçekleri olan Peygamberler, çok mu günah işliyorlar da, bu kadar eza ve cefaya tabi tutuluyorlar? Bunu anlamak için, bela ve musibet kavramlarını açmamız lazım.
“Bela” kelimesinin sözlük anlamı imtihandır. “Musibet” ise, isabet eden, başa gelen demektir. Terim olarak BELA, insanların test edilmek üzere, tabi tutulduğu imtihanın adıdır. MUSİBET ise, bu imtihanın içerisinde yer alan sıkıntıdır. (bk. el-Müfredât, s. 61)
Peygamberler ve veliler için söz konusu olan musibetler bizim bildiğimiz günahlar sebebiyle değil, onların kendi çaplarında Allah karşısında hissettikleri kusurları sebebiyledir ve kefaretten ziyade onların derecesini yükseltir. Sevgili Peygamberimizin günde yüz kere tevbe istiğfar etmesi böyledir. Diğer Peygamberlerin durumu da aynıdır.
Allah’ın veli kullarının imtihanlara tabi tutulmaları da yine aynıdır. Bediüzzaman hazretlerinin; “ben her ne zaman insanları irşat etmeyi, onlara iman ve Kur’an hakikatlerini ders vermeyi bırakmayı ve yalnız kendi şahsımı kurtarmak için şahsî ibadetlerime yoğunlaşmayı düşündüğümde, Allah tarafından bir şefkat tokadını yedim…” tespitini yapması meselenin anlaşılması açısından önemlidir.
Anlayacağınız musibetlerin insana bakan yönü Allah’ın ilahi adaletinin bir neticesi olan tarafı var bir de Allah’ın rahmetiyle sonuçlanacak cihetine bakan yönü var. İyi çiçekler en önce koparılacaktır amma bunu asla kaybetmek manasına yorumlamamak gerekir. İyiler böyle anlaşılıyor işte, fedakar oluşlarıyla, göze gelmeleriyle ve daha çok sevilmeleriyle hem de öldürülesiye sevilmeleriyle…
Şemsettin ÖZKAN
21.03.2026 ANKARA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-sorularlaislamiyet.com