TOPLUM AFFETMEZ YALNIZCA KENDİ İKİYÜZLÜLÜĞÜNE UYAN HATALARI AFFEDER

(Toplumsal İlişkiler 2050)

Tolstoy “Anna Karenina” adlı romanında şu cümleyi kurar:

“Toplum affetmez, yalnızca kendi ikiyüzlülüğüne uyan hataları affeder.” Evet, toplum cezayı mutlaka keser. Lakin ikiyüzlü oluşunu tetikleyen hataları da es geçebileceğini unutmamalıdır. 

       Kitap okurlar için şöyle bir değerlendirme yapanlar var. Bilmiyorum katılırsınız ya da  katılmazsınız. ikiye ayrılır:
1- Dostoyevski sevenler.
2- Dostoyevski sevmeyenler.(belki daha anlamayanlar) Hele “Suç ve Ceza” romanı tam bir dünya klasiği. Kitap hakkında incelemeler okunulduğu zaman bir değerlendirme var ki çok dikkat çekici; “suç toplumdu, cezasını ise Raskolnikov çekti.” 

        Romanın baş kahramanı Raskolnikov, fakir, içine kapanık, kalabalığa karışmayı sevmeyen, ama iç dünyasında muhteşem bir kalabalıkla yaşayan, hukuk fakültesinden ayrılmış başarılı bir öğrencidir. Ailesinden ayrı bir şekilde hayatını sürdürmektedir. 

        Raskolnikov, içinde yaşadığı cemiyetin bir ferdi olarak kurulu düzene karşı isyan içindedir. Peki bu isyanında haklı mıdır? Dostoyevski’nin roman içinde Saint Petersburg yaşamına dair verdiği ipuçlarına göre değerlendirirsek, Raskolnikov’u anlamak kolaylaşır.

        Raskolnikov için kendini feda edip durumu iyi olan bir adamla evlenmeye hazırlanan ablası Dunya (Duneçka), ev kadınları, sarhoşlar, polis komiserleri,  randevucu Lavizalar, çapkın ve kumarbaz Svidrigaylovlar, menfaatçi Lujinler, tefeci kocakarılar, barlarda çalışan küçük yaştaki fahişe kızlar, Özetle Saint Petersburg, toplumun sadece bir kesimi para ve saltanat içinde yaşayan, diğer kısmı zor geçinen, çoluk çocuklu ailelerin bile tek odalı pansiyonlarda yaşamaya çalıştığı bir şehirdir.  

       Dolayısıyla Henry Thomas Buckle in dediği gibi; “suçu toplum hazırlar, suçlu birey işler.” Yukarıdaki ayette, toplumu yönlendirenlerin, işine geldikleri gibi suçu suçluya nasıl yükledikleri Mehmet Türk meal ve tefsirinde şöyle verilir:      “Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde sadece ağızlarıyla “inandık” diyerek kâfirlikte yarışanlar sakın seni üzmesin. (Mûsa’nın dinini terk edip) Yahûdî olanlara gelince; onlar¹ da sadece yalana kulak verirler,² sana gelmeyen diğer bir topluluğu dinlerler,³ kelimelerin anlamlarını değiştirirler ve “eğer size şöyle (fetva) verilirse ona uyun, verilmezse sakın uymayın!” derler. Eğer Allah birini şaşırtmak isterse sen, Allah’a karşı onun için hiçbir şey yapamazsın. İşte onlar Allah’ın kalplerini temizlemek istemediği kimselerdir. Onlar için dünyada bir zillet, âhirette ise büyük bir azap vardır.⁴” 

1- Bunlar Nadîr, Kureyza ve Kaynuka Yahûdîlerinin şahsında tüm Yahudiler ve Yahudi zihniyetlilerdir.
2- Âyetin bu bölümü: “Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde sadece ağızlarıyla ‘inandık’ diyenlerle, (Mûsa’nın dinini terk edip) Yahûdî olanlardan, kâfirlikte yarışanlar, sakın seni üzmesin. Onlar, sadece yalana kulak verirler” şeklinde de tercüme edilebilir.
3- Bunlar da; içlerinden zina eden iki kişiyi recm etmek istemeyen ve durumları hakkında fetva sormak için Peygamberimize gelmeyi istemeyip de Kureyza Yahûdîlerini gönderen, Hayber Yahûdîleridir.
4- Gerçek Tevrât’ta recm cezâsı vardı. Sonra Yahûdîler bunu; “zina edene kırk kamçı vurmak ve yüzünü karalayıp, eşeğe ters bindirerek teşhir etmekle” değiştirdiler. Bir gün Rasûlullah (s.a.v) Medîne’de bir Yahûdî’nin böyle dolaştırıldığını görünce, Yahûdî âlimlerinden birisine: “siz de zina edenin cezâsı böyle midir? Diye sorar, o da: “evet” der. Daha sonra Yahûdî eşrafından bir kadın, Hayber eşrafından bir erkekle zina eder. Hayberliler hükmünü sormak için Kureyza Yahûdîlerinden birini Efendimize gönderirler ve: “Ona sor. Bizi teşhir ederse sözüne uyalım, recm emrederse uymayalım.” derler. Rasûlullah (s.a.v) Yahûdîlerin yanına gider ve en bilgili olanına: “Tevrât’ta zina eden hakkında Allah’ın recm ile hükmettiğini biliyor musun?” der. O da: “Allah için evet” der. Rasûlullah da onlar hakkında recm ile hükmeder ve bu iki Yahûdî zina suçundan dolayı recm edilir. (Özetle-Müslim)

       Ancak Muhammed Esed bu ayetin sadece Yahudi ve münafıklarla sınırlandırılamayacağını Müslümanları da ilgilendirdiğini söylerken onların da aynı yozlaşan toplum dinine dönüşecebileceği konusunda uyarır şöyle der: “Bu ayet, zahiren Hz. Peygamber’e seslendiği halde Kur’an’ın bütün izleyicilerini ilgilendirmektedir ve bu nedenle bütün zamanlar için geçerlidir. Aynı kapsam genişliği, bu ayetin bahsettiği insanlar için de söz konusudur; o, sadece münafıkları ve Yahudileri zikrettiği halde, aslında, dolaylı olarak, İslam’a karşı önyargılı olan ve onun öğretileri hakkındaki yalan beyanlara isteyerek kulak veren; aydınlanmak için Kur’an’a dönmek yerine İslam’a karşı düşmanca duygular besleyen gayrimüslim “uzmanlar”ı dinlemeyi tercih eden ki, “sana gelmek yerine…” ibaresinin anlamı budur, herkese işaret eder.”

Şemsettin ÖZKAN
05.02.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-1000kitap.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir