SEN VE BEN BİZDEN BAŞKA HİÇ KİMSENİN ANLAMAYACAĞI BİR HİKAYEYİZ

(Toplumsal İlişkiler 2069)

وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَدٖينَةِ امْرَاَتُ الْعَزٖيزِ تُرَاوِدُ فَتٰيهَا عَنْ نَفْسِهٖۚ قَدْ شَغَفَهَا حُباًّ اِنَّا لَنَرٰيهَا فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ 

“Şehirde olayı duyan bir takım kadınlar birbirleriyle: “Azizin karısı, genç kölesinin gönlünü çelmeye kalkmış, kölesine olan aşkı yüreğinin derinliğine işlemiş; doğrusu biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz” diye dedikodu yapıyorlardı.” (Yusuf/30)

Kadın erkek ilişkileri çok özeldir. İki kişi arasında geçen duygularla örülmüş, kalplerin birbirine ısındığı psikolojik bir örüntüdür. 

          Ela gözlüm adlı sosyal medya kullanıcısı şöyle bir  paylaşım yapmış doğrusu hoşuma gitti. Şöyle diyor; “sen ve ben… Bizden başka hiç kimsenin anlamayacağı bir hikayeyiz.”

Kadın ve erkek ilişkileri kendine özgü olduğu için aralarında geçen iyi kötü durumları dışarıya asla sızdırmamalıdırlar. 

        Birlikte hikaye yazacak kadın ve erkeğin daha ilk etapta uyması gereken kurallar var. İslâm, yabancı erkek ve kadının beşerî münasebetlerde ölçülü davranmasını istemiştir. Evlenmeleri dinen mümkün olan fakat aralarında evlilik bağı bulunmayan bir kadınla erkeğin kapalı bir mekânda yalnız    kalması (halvet); harama yol açacak durumların önlenmesi, tarafların ırz, nâmus ve iffetlerinin korunması maksadıyla yasaklanmıştır.

        Bir gün Nebiyy-i Ekrem (s.a.v):
“Hiçbir erkek, (mahremi olmayan) bir kadınla baş başa kalmasın! Hiçbir kadın yanında mahremi olmadan yolculuk yapmasın!” buyurmuştu. Bir kişi kalkarak:
“–Ey Allah’ın Rasûlü! Ben falan gazveye gitmek üzere kaydoldum, hanımım da hacca gitmek üzere yola çıktı, (ne yapayım)?” dedi. Rasûlullah (s.a.v) ona: “–Git, hanımınla birlikte haccet!” buyurdu.(Buhârî, Cihâd, 140; Müslim, Hac, 424)

        Yine bir gün Rasûlullah (s.a.v):
“–(Yanında mahremi bulunmayan) kadınların yanına girmekten sakının!” buyurmuştu. Ensâr’dan bir zât:
“–Ey Allah’ın Resûlü! Kocanın erkek akrabası (el-Hamvü) hakkında ne dersiniz?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v):
“–Onlarla halvet (baş başa kalmak), ölüm demektir” buyurdu. (Buhârî, Nikâh, 111; Müslim, Selâm, 20)

       Rasûlullah (s.a.v) diğer hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurur: “Dikkat ediniz, bir erkek yabancı bir kadınla baş başa kaldığında, mutlaka üçüncüleri şeytan olur.” (Tirmizî, Radâ’, 16/1171; Ahmed, I, 18, 26) “(Mahremin olmayan) kadınlarla baş başa kalmaktan sakın! Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki bir adam bir kadınla baş başa kaldığında şeytan muhakkak aralarına girer. Bir adamın çamura ve balçığa bulanmış bir domuza sürtünmesi, omzunu kendisine helal olmayan bir kadının omzuna sürtmesinden daha hayırlıdır.” (Heysemî, IV, 326. Krş. Beyhakî, Şuab, IV, 368)

“Birinizin, demirden bir sopa ile başına dürtülmesi, kendine helal olmayan kadına dokunmasından daha hayırlıdır.” (Heysemî, IV, 326)     

        Görüldüğü gibi erkek kadın ilişkileri bu hadislerde ateşten gömlek gibi. İşin başlangıcı böyle sık elenip sık dokunuyor. Bir de evlenmeye karar verdikten sonra ve evlendikten sonra hikayenin devamı niteliğinde dikkat edilmesi gerekenler var. 

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde Allah Teâlâ’ya göre en fena insan, karısıyla mahremiyetini paylaştıktan sonra onun sırrını ifşâ eden kimsedir.” (Müslim, Nikâh 123, 124. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 32.)

        Sonuç olarak kadın ve erkek ilişkilerinde, gerçekten yukarıdaki; “sen ve ben, bizden başka hiç kimsenin anlamayacağı bir hikayeyiz” cümlesine uygun bir yol izlenmelidir. 

Şemsettin ÖZKAN
24.02.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-islamveihsan.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir