(Toplumsal İlişkiler 2092)

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْرٖي نَفْسَهُ ابْتِغَٓاءَ مَرْضَاتِ اللّٰهِؕ وَاللّٰهُ رَؤُ۫فٌ بِالْعِبَادِ
“Ama insanlardan öyleleri de vardır ki, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için O’nun uğrunda canını, malını ve tüm varlığını seve seve fedâ eder. Allah da kullarına karşı çok şefkatlidir. Bu fedâkârca davranışı elbette ödüllendirecektir!” (Bakara/207)
“Ayniiraah” adlı sosyal medya kullanıcısı şöyle bir paylaşım yapmış şöyle diyor; “sarsılmaz düşüncemdir; incitecekse dokunmamalı, renk katmayacaksa dahil olmamalı, anlam bulmayacaksa konuşmamalı. Birinin hayatında varlığının güzelliği yoksa kuru kalabalığın bir önemi yok. Güzel olan dert olmak değil, dert almak…”
Hz. Şems-i Tebrizi; “yüzü dost özü düşmandan usandım. Dili mü’min, kalbi şeytandan usandım. Dostum, herkesin kahrı çekilir, ama ben davasız Müslümandan usandım” derken, tam olarak vurgulamaya çalıştığı da, derdi davası olmayan birinin Müslümanlığının sıkıntıda oluşudur.
Feridüddin Attar’ın; “dostum pazara git, kendine bir dert satın al! Bulamazsan gel, benden ödünç al!” demesi ilginç değil mi? Dikkat edin al bu derdi demiyor, git pazara bir dert satın al diyor. Şayet orada bulamazsan benden ödünç al diyor. Yine hibe etmiyor, geçici olarak ödünç olarak verebilirim diyor. Çok anlamlı değil mi? Çünkü derde onun da ihtiyacı var da ondan öyle diyor. Dert dünya mülkünden çok daha değerli.
Müslüman dertsiz, tasasız ve hedefsiz olamaz. Bir amacı olmalıdır. Sosyal olaylara, toplumun ve bireylerin sıkıntılarına, dünyanın herhangi bir yerinde bir Müslüman’ın ayağına diken batsa, bu olanlara asla bigane kalamaz. Bir insan dünyanın neresinde haksızlığa, adaletsizliğe uğrarsa bunu kendine dert edinir Müslüman. Tavrı dünyada kim ezilirse, mazlumların yanında yer almaktır. Emperyalizme sömürgeciliğe her zaman ve mekanda karşı çıkmaktır.
İnsan yapıcı olmalı, sorunun bir parçası da o olmamalı. Tam tersine sorun çözücü olmalıdır. Dert olmamalı, dert almayı bilmelidir. Güzel düşünmek, birinin derdiyle hemhal olmak çok mu zor? Olumlu düşünmeyi öğrenmeliyiz. O halde olumlu düşünme sanatı nedir?
Ağzınızdan çıkan her kelimeye lütfen dikkat ediniz. Zira onunla bir sözleşme imzalarsınız. Hem şahsınızla, hem muhatabınızla hem de kainatla. İnsan atide yaşayacağı şeyin ne olduğunu merak buyurursa şimdiden bugün neler söylüyor hele bir baksın şu ağzından dökülenlere.
Büyük bir ihtimalle bugün dilinden düşenler yarınların deneyimleri olacak. Hani sevgili Peygamberimizin o güzel hadisini hatırlamamak mümkün mü? “Bela insanın diline bağlıdır,” diye. Rivayet olunduğuna göre Peygamber Efendimiz hasta olan birisini ziyarete gittiğinde hangi duaları ettiğini sormuş,o da;
“- Allah’tan sabır” dilediğini söylemiştir. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz;
“- Musibetimde bana sabır ver” yerine;
“- Rabbenâ âtina fiddünyâ haseneten… “
(Ya Rabbi, bana dünyada da Ahirette de iyilik ver)
Duasını neden okumuyorsun?” demiş.
Ayrıca Peygamber (s.a.v) yanından geçerken;
“- Ey Rabbim! Sen’den sabır istiyorum” diye dua eden bir kişiye;
“- Sen Allah’tan bela istemiş oldun. Bunun yerine O’ndan sağlık ve afiyet dile.” buyurmuş.
Olmasını istemediğiniz şeyleri dualarınızda dileklerinizde de anmayın! İstemediğiniz şeyleri sıralamayın. Sadece OLMASINI İSTEDİĞİNİZ şeyleri söyleyin.
“- Yaşlanmak istemiyorum” yerine
“- Ben her daim genç kalıyorum..”
“- Ben hasta olmak istemiyorum “yerine,
“- Elhamdülillah ben sağlıklıyım” deyin.
Neden böyle söyleyelim? Çünkü mesela; “yaşlanmak istemiyorum,” diyen insanların, oradaki odak noktası yaşlanmaktır… Ve neticede yaşlanmak kaçınılmazdır.
Öyle ki beyin olumsuzu (negatifi) algılamıyor. Söylenen her sözü gerçek kabul ediyor. Örneğin siz, “Unutma” dediğinizde onu “unut” olarak alıyor. Bu yüzden onun yerine “aklında tut” demek daha doğru bir yaklaşım.
Birisine, “panik yapma”dediğinizde daha fazla panik olacaktır. Bunun yerine “sakin ol” demek daha uygundur.
Bu yüzden ne yapmak istemediğimizi değil, ne yapmak istiyorsak onu söylemeliyiz.
Şemsettin ÖZKAN
19.03.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com