(Toplumsal İlişkiler 2053)

وَاِنَّ مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ لَمَنْ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكُمْ وَمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْهِمْ خَاشِعٖينَ لِلّٰهِ لَا يَشْتَرُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ ثَمَنًا قَلٖيلًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ اَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ اِنَّ اللّٰهَ سَرٖيعُ الْحِسَابِ
“Şu da bir gerçektir ki; (bazı) Kitap Ehlinden (az da olsa) Allah’a; size indirilene ve kendilerine indirilene (hem de) Allah’a derin saygı gösterenler olarak inananlar da vardır. Onlar, Allah’ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk görendir (en adil ve kâmil Hâkim-i Mutlak’tır).” (Al-i imran/199)
Saygı, nezaket göstermek, eskilerin tabiriyle adab-ı muaşeret, yani görgü kuralları, nerede nasıl konuşacağını bilmek maalesef çağımızın insanın kaybettiği değerlerdir.
Bana kalacak olsa okullarda tez elden böyle bir derse ihtiyaç vardır. Elbette sadece bu teorik olarak öğrenmekle olmaz, bunun yanı sıra uygulama gerekiyor.
Türk psikolog, yazar ve akademisyen Mehmet Doğan Cüceloğlu; (1938-2021) “sağlıklı insan konuştuğu ortamın, kiminle konuştuğunun farkındadır. Karşıdaki insanın duygularına saygılıdır. Bilerek onları kırmak istemez. Yani sağlıklı insan ‘patavatsız’ ‘paldır küldür’ olamaz. Doğal olarak kendi düşünce ve duygularını söylerken ortamı, oradaki insanları bilerek konuşur. Susmasını da bilir” derken ruh sağlığı açısından olaya yaklaşır ve haklıdır üstad.
Gerçekten bütün platformlarda birbirimize olan saygıyı yitirdiğimiz için kendimize olan öz saygıyı da kaybediyoruz. Nötr bir insan modeli, ahlaktan, erdemli olmaktan tamamen soyutlanmış, kişiliksiz, sadece kendini düşünen, en ufak bir şeyde hemen parlayıveren, karşısındakini neredeyse sıfır kabul eden hilkat garibesi nemneşekil bir varlık olduk. Şimdi insan mı bu? Hedonist, bencil, diğergamlı olmaktan uzak, patavatsız, kaba saba, kendi düşüncelerini karşısındakine dayatan zorba bir insan prototipiyle karşı karşıyayız.
Saygı olmayınca dolayısıyla sevgi de olmuyor. Kim saygı kayığına binmeden sevgi denizini geçmiş ki? Saygı sevgiden de önce gelir. Birini sevmeyebilirsin, tipini, şeklini beğenmeyebilirsin lakin saygıyı elden bırakmamalısın. Çünkü saygı insan ilişkilerinin olmazsa olmazıdır. Hatta hayvan, bitki gibi nice varlıklara da ,saygı çerçevesinde yaklaşmak bir zorunluluktur.
Don Miguel Ruiz “Ustaca Sevmek” adlı eserinde şöyle der: “Her insanın kişisel bir yaşam düşü vardır ve bu düş diğer herkesinkinden bütünüyle farklıdır. Düşlerimiz inançlarımızı izler, yargılama ve kurbanlaşma biçimimizle değişime uğrar. Bundan ötürü iki kişinin düşü bile hiçbir zaman aynı değildir. İlişki içinde olduğumuz birisiyle “aynı” olduğumuzu, aynı şekilde düşünüp hissederek düşlediğimizi ileri sürebiliriz ama böyle bir şeyin olanağı yoktur. İki ayrı düşle iki düşçü vardır ortada. Her düşçünün düşü kendince olacaktır. Bu nedenle iki düşçü arasındaki farkları kabul etmemiz, birbirimizin düşüne saygı göstermemiz gerekir.”
Şemsettin ÖZKAN
08.02.2026 GÜZELYALI
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-1000kitap.com