MESELA BİR KUŞ KANADI KIRILDI DİYE ÖLMEZ AMA KANADI KIRILDIĞI İÇİN KAHRINDAN ÖLÜR SANA HALİMİ BAŞKA TÜRLÜ NASIL ANLATABİLİRİM BİLMİYORUM

(Toplumsal İlişkiler 2021)

وَلَمَّا دَخَلُوا عَلٰى يُوسُفَ اٰوٰٓى اِلَيْهِ اَخَاهُ قَالَ اِنّٖٓي اَنَا۬ اَخُوكَ فَلَا تَبْتَئِسْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ 

“(Nihayet) Yusuf’un yanına girdikleri zaman, o (öz) kardeşi (Bünyamin’i tanıyıp kenara çekti ve) bağrına basarak; “Ben senin gerçekten kardeşinim. Artık onların yaptıklarına üzülme!” demişti.” (Yusuf/69)

Diego’ya hitaben ahh Frida, dememek elde değil! Seni anlamayan sensizliği anlasın Frida! Her yürek bir insan taşır, ama her insan, bir yürek taşıyamaz değil mi? Frida’nın çilesi de bu türden bir dert işte.

           Frida Kahlo; mesela bir kuş kanadı kırıldı diye ölmez, ama kanadı kırıldığı için kahrından ölür. Sana halimi başka türlü nasıl anlatabilirim, bilmiyorum” şeklindeki serzenişi, tam bir gönül kırgınlığı değil de, nedir?

            Her şeyden önce insan, kendini mutlu etmek istiyorsa, çayını soğutan havadan, yüreğini üşüten herkesten, uzak durmalı değil mi? Sahi hayat dediğimiz şey ne ki? Kazanırken kaybettiklerimiz, kaybederken kazandıklarımız ve yarışırken elimizde kalanlardan ibaret değil midir hayat? Çoğumuz; “affedersiniz” yerine; “kelimelerden şikayetçiyim hakim bey, derdimi anlatamıyorlar” diye bir savunma mekanizması geliştirmiyor muyuz? Eh o zaman; “güzel sevmek herkesin harcı değil”deme cüretini de, gösterelim o zaman müsadenizle.

              Şuyu vukuundan beter demişler. Yani bir şeyin söylentisinin yayılması olayın meydana gelmesinden daha da kötüdür. Kanat kırılmış ölmezsin lakin kırık kanatın insana yüklediği kahır insanı içten içe çökertir. Kalp kırgınlığı, gönül yorgunluğu denen şey de bu değil midir? 

              Aslında meselenin çözümü, Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” da söylediği gibi çok basittir:

             ”Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar,bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler,üst tarafını uydururlar ve günün birinde hatalarını anlayınca, üzüntülerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. Halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tabii olanı kabul eder,ortada ne hayal-i sükut, ne de gönül kırgınlığı kalır.  

            Bu halimizle hepimiz acınmaya layıkız; ama kendi kendimize acımalıyız. Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük,ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur…”  

 Şemsettin ÖZKAN
07.01.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-1000kitap.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir