(Toplumsal İlişkiler 2056)

وَالَّذٖينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِنٖينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَاناً وَاِثْماً مُبٖيناً
“Mü’min erkekleri ve mü’min kadınları, yapmadıkları bir fiilden dolayı suçlayarak incitenler (ezada bulunanlar) şüphesiz (büyük) bir iftira (da bulunmuş) ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.” (Ahzab/58)
İncitmek… Birinin gönlünü kırmak. İncinmek. Alınganlık gösterip kırılmak. Olgunlaşmış kemale ermiş insan kimseyi incitmemeye özen gösterir. Halden anlayan ariflerse artık kimseden incinmezler. Herkesi öylece anlayıverirler işte.
Kime ait olduğunu hatırlamadığım bir sözde, şöyle deniyordu: “Kâmil olsa incitmezdi, arif olsan incinmezdin…” muhtemelen sufilerin sözüdür. Ne incit, ne incin, aranızdan “var mı acaba böyle bir insan?” diyenlerinizi duyar gibiyim. Adı üstünde bu insanlar kamil insanlar. Hiçbir konuda alınganlık göstermeyip hadiselere tam bir anlayışla yaklaşanlar da bilge, arif insanlardır. Tabiri caizse güngörmüş insanlardır bunlar.
Değerli dostlar, şu incitmek, kalp kırmak, ne kötü bir huydur. Kabe’yi yıkmaktan bile tehlikelidir denilmiş hadislerde. Gönül erenleri de bu hususa sürekli dikkatlerimizi çekmiştir ve “aman ha gönül yıkmayın” demişlerdir. Çünkü…
Çünkü gönül Allah’ın Kabe’sidir. Allah yapısıdır. Mekke’deki Kabe’miz ise insan yapısıdır. Hz. İbrahim (a.s) ve oğlu İsmail’in (a.s) bizzat elleriyle yükseltttikleri yapıdır.
Hz.Mevlana; “incitme, incittiğin yerden incinirsin” derken bu konuya değinir. Kalplere gönüllere yapılacak yatırımın ne denli önemli olduğuna işaret eder. Eskiler düşmanına bile incitecek sözler söylemeyin demekle yerden göğe haklıdırlar. Belki yola imana gelecek azılı, acımasız ve şerli biri.
İncinme meselesine gelince hani derler ya; “ince düşündükçe inciniyor insan” diye. Zaten inceldiği yerden de ip kopmuyor mu? İşte o an insanın incindiği andır. İncitiyoruz, incittiğimiz yerden de kendimiz inciniyoruz. Ve gün gelir insan; konuşmak yerine susmanın, yaklaşmak yerine mesafe koymanın ve beklemek yerine de unutmanın daha az incittiğini öğreniyor.
Fuzuli üstadımız; “karıncayı bile incitmem deme! Bileden incinir karınca. Söz söylemek irfan (anlama, bilme) ister, anlamak insan” derken, insanı kırmanın en ince noktasını ‘bile’ kavramıyla izah eder.
Arif kişi marifet ehli olduğundan halden anlar. Olayların perde arkasına nüfuz eder. O sevgili Peygamberimizin; “Yarabbi eşyanın hakikatini bana göster” buyurduğu gibi karşıdakinin neden öyle ham davrandığını dahi çoktan çözmüş onu öylece kabul etmiş kişidir. Bu yüzden incinmeleri mümkün değildir.
Şemsettin ÖZKAN
11.02.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-suskunduvar.com