İNSANIN EN BÜYÜK HATASI BİR BAŞKASININ ONU MUTLU ETMESİNİ BEKLEMESİDİR

(Toplumsal İlişkiler 2072)

وَلَئِنْ اَصَابَكُمْ فَضْلٌ مِنَ اللّٰهِ لَيَقُولَنَّ كَاَنْ لَمْ تَكُنْ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُ مَوَدَّةٌ يَا لَيْتَنٖى كُنْتُ مَعَهُمْ فَاَفُوزَ فَوْزًا عَظٖيمًا 

“(Ama) Eğer size Allah’tan bir fazıl (zafer ve ferahlık) isabet ederse, o zaman da sanki kendisiyle aranızda hiçbir samimi yakınlık (tanışıklık ve sevgi bağı) yokmuş gibi, kuşkusuz şöyle deyip (sızlanır): “Ah keşke onlarla birlikte olsaydım. (Bazı fedakârlıklara katlansaydım ve ucuz kahramanlıklar yapsaydım.) Ben de, (şimdi onlar gibi) büyük kurtuluş ve mutluluğa ulaşsaydım” (şeklinde ve maalesef ahiret endişesiyle değil, hâlâ dünyalık düşüncesiyle pişmanlık gösterirler).” (Nisa/73)

Sağlıklı olan ilişkilerde, her şeyden önce olması gereken kişinin kendisiyle barışık olmasıdır. İnsan kendi iç huzurunu, duygu dünyasını inşa etmeli, beklentiye girip başkalarından onu tamamlamalarını değil, ancak kendisine eşlik etmelerini istemelidir.

           Sabahattin Ali; “insanın en büyük hatası bir başkasının onu mutlu etmesini beklemesidir” derken şu beklentilerimizin hayatımızı nasıl altüst ettiğini yalın bir dille anlatır.

           Yani hep bir beleşçilik, birilerine yaslanma hatta ve hatta onun kendisini güldürüp eğlenmesini temin etmesini bekleme gibi bir saçmalığı, içine sindirmesi ne garip değil mi? Hele hele kendisiyle bile kavgalı bir bedbahtın başkalarından kendisini mesut etmesini beklemesi kadar bir tuhaflık olabilir mi?

          Mutluluğu bulabilmemiz için her şeyden önce sevgi dolu bir kalbe ihtiyaç vardır. Bir insanın içi sevgisizlik atmosferiyle allak bullak olmuşsa, fesatlık, hasetlik, çekememezlik, başkalarını kötülemeyi diliyle alışkanlık haline getirmişse imkanı yok mutluluğu yakalayamaz. Başkalarından beklentisi de ham bir hayal ve kuruntudur.

          Aslında doğru olan insan her şeyden önce yüreğine sevgi tohumları ekmeli, kendi içinde sulhu sağlamalıdır. Sonra da başkaları onu mesut bahtiyar etsin değil, mutluluğuma eşlik edin diye dilek ve temennilerde bulunmalıdır.

          Bilhassa evli çiftlerin zaman içinde yaptıkları en sık hata da bu değil midir? Kadın erkekten, erkek kadından kendisini mutlu etmesini ivedilikle istemektedir. Ben önde gideyim, ben mutlu olayım, benim dediğim olsun da değil de, “birlikte hayal kuralım, birlikte mutlu olalım” bilincine bir an evvel ulaşmalılar.

          Beklenti de ne öyle? Başlı başına mutsuzluğun kaynağı değil midir? Adı üstünde sarp bir dağ yoludur ya varılır ya varılmaz. Gerçekten de öyle değil midir değerli dostlar, sıfır beklentiyle sonsuz mutluluğu yakalamak dururken ne diye kocaman dağlar gibi beklentilerimiz olur hep? Neden yüksek tutuyoruz şu beklentilerimizi?

          Eee ben ona şöyle şöyle iyilik yaptım, onu yaptım, bunu yaptım diye. Bunca yaptıklarımın karşılığı bu mu olacaktı diye, dizlerimizi dövüyoruz. Kimi çocuğu için, kimi bir sevdiği için, ya da çok sevdiği bir yakını için. Kardeşim Allah (c.c) bile, insanoğlunun nankörlük özelliğine dikkat çekerken ayetlerinde, sen ne diye bu kadar çok bel bağlıyorsun ona? Niye beklentilerini çok yüksek tutuyorsun ki?

          Aşktan canımızın yandığını sanırız. Aslında hiç de öyle değildir. Aşk asla insanın canını yakmaz, beklentilerimiz yakar bizi. Beklentiler mutluluğumuzun bir numaralı düşmanıdır. 

          Ne ilginçtir hayatımız yaşadıklarımızla değil de, beklentilerimizle şekilleniyor. Hayatımızı maalesef yüksek beklentilerimizle, yaşanmaz hale getiriyoruz. Bir kaos, bir stres koşuşturmacasında mutluluğu heba ediyoruz. Bu mu yaşamak?

          Sabahattin Ali; “bu hayatta mutlu olmanın yolu, beklentiyi düşük tutmaktır. Yoksa kanatlarından vurulmuş kuşa dönersin” sözüyle yeniden yerden silkinip doğrulup; “toparlan dostum, yeniden mutluluk yoluna revan olalım” demeye getirir lafı. Robin Sharma’ da; “insan beklentisi kadar mutludur. Formül sıfır beklenti, sonsuz mutluluk” diyerek insanı mutsuzluk zindanından kurtarır.

Şemsettin ÖZKAN
27.02.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir