İNANÇ AŞK GİBİDİR ZORA GELMEZ BU YÜZDEN DEVLET ÖNLEMLERİYLE ONU BİR YERE SOKMAYA YA DA ORAYA YERLEŞTİRMEYE KALKMAK TEHLİKELİ BİR İŞTİR ÇÜNKÜ NASIL Kİ AŞKI ZORLAMA ÇABASI NEFRETİ DOĞURURSA İNANCI ZORLA BENİMSETME GİRİŞİMİ DE TAM BİR İNANÇSIZLIKLA SONUÇLANIR

(Toplumsal İlişkiler 2031)

لَٓا اِكْرَاهَ فِي الدّٖينِ قَدْ تَبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللّٰهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقٰى لَا انْفِصَامَ لَهَا وَاللّٰهُ سَمٖيعٌ عَلٖيمٌ 

“(İnsanları İslam’a sokmak için de, ibadetleri yaptırmak için de) Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. (Zorlama; imtihan -deneme ve elenme- sırrına aykırıdır.) Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapkınlık ve azgınlıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu (İslam dışı sistemleri ve zalim kişileri terk ve inkâr ederek onları) tanımayıp Allah’a inanırsa (İslam nizamına tâbi olursa); artık o, şüphesiz sapasağlam bir kulpa yapışmıştır ki; bunun kopması yoktur. (Kur’an’a tutunanların mahrum ve mahcup olma endişesi kalmamıştır). Allah, (her şeyi ve hakkı ile) İşitendir, Bilendir.” (Bakara/256)

Alman filozof, yazar ve eğitmen Arthur Schopenhauer; (1788-1860) “inanç, aşk gibidir zora gelmez. Bu yüzden devlet önlemleriyle onu bir yere sokmaya, ya da oraya yerleştirmeye kalkmak, tehlikeli bir iştir. Çünkü nasıl ki aşkı zorlama çabası, nefreti doğurursa, inancı zorla benimsetme girişimi de, tam bir inançsızlıkla sonuçlanır” derken dinde devlet eliyle baskı uygulama çabalarının tehlikelerine dikkatleri çeker.

             Doğrudur, din de aşk gibidir. Zorla benimsetme çabaları özgür iradeye vurulan bir perçin olarak değerlendirilir. Kaş yapacağız derken göz çıkarma diye bir söz var. Tam da öyledir zorlamalar her zaman problem teşkil eder. Hele hele böyle soyut kavramlar üzerinden inançları devlet zoruyla yerleştirme tam bir fiyasko ile sonuçlanır. 

             İnançlar aşk gibidir asla baskıya gelmez. Zorlama yapmak dinin zaten özünde yoktur. Zorla bir insan inansa ne olur, inanmasa ne olur? Özde o inancı benimsemedikten sonra zaten iman etmiş olmuyor ki? İnsan aşk gibi severek iman etmelidir. Özgür iradesiyle karar vermelidir. Sevdirmeden yapılacak tüm eylemler boştur. Atın çöpe. 

             Maya Angelou;  “insanlara nasıl hissettirdiğiniz, arkanızda bıraktığınız izinizdir. Öğrendim ki insanlar, sizin ne söylediğinizi, ya da ne yaptığınızı unutuyor. Ama onlara nasıl hissettirdiğinizi unutmuyorlar” derken Şemsi Tebrizi’nin “bana sevdiğini söyleme, hissettir” sözüne paralel bir söylem geliştirir. Geride bıraktığın izlenim çok ama çok önemlidir. 

              Yani senin izlerini takip edenler sende zorbalık mı görecekler yoksa sevecenlik mi? Hissettirdiğin zorbalıksa inanın sizi bir daha ya hatırlamayacaklar ya da olumsuz not düşecekler sizin hakkınızda. 

              Ama geride sevgi bıraktıysanız, sizi hep hayırla yad edecekler, sizin tavsiyelerinizi yerine getirecekler. Fikirlerinize ilgi duyacaklar ve sizi asla unutmayacaklardır. 

Şemsettin ÖZKAN
17.01.2026 GÜZELYALI

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir