HUZUR SESSİZCE SEVMEK OLABİLİRDİ AMA İNSAN İŞTE BİR BİLİNCİ VAR VE KONUŞMASI GEREKİYOR SEVMEK BÖYLECE CEHENNEME DÖNÜŞÜYOR

(Toplumsal İlişkiler 2023)

اِنَّٓا اَنْزَلْـنَٓا اِلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ فَاعْبُدِ اللّٰهَ مُخْلِصاً لَهُ الدّٖينَ 

“Biz bu kitabı sana gerçeğin bilgisi olarak indirdik; öyleyse içten bir inanç ve bağlılık göstererek sadece Allah’a ibadet et.” (Zümer/2)

Konuşmadan öylece kalpten sevmek insana yetip mutluluk sunacakken insan işte illa iki kelam edecek yürekten kopup gelen o içtenliğini illa bozacak.   

            1957 Nobel Edebiyat ödüllü Fransız yazar ve filozof Albert Camus; (1913-1960) “huzur sessizce sevmek olabilirdi, ama insan işte. Bir bilinci var ve konuşması gerekiyor. Sevmek böylece cehenneme dönüşüyor” derken insanların sırf havalı gevezelik olsun diye nasıl hayatlarını cehenneme çevirdiklerini filozof gözüyle gözler önüne seriyor. Haklı mı haklı.

             Asıl kaybettiğimiz şey bu hayatta içten gelen dürüstlük, samimiyet olgusu. Asıl kaçırdığımız sevgiyi izhar etmek değil, onu bilakis muhatabımıza hissettirmek. İnsan olarak esas ıskaladığımız da kalben huzura ermek varken, söz kalabalığı arasında saf sevgiyi ezip hırpalıyor, dilimizle ağır siklet bir boksör gibi, köşeye sıkıştırıp, sağlı sollu kroşe ve aparkatlarla ringin ortasına yere seriyoruz.

             İnsan hep konuşma bilinciyle, hep daha yüksek yüksek perdelerden konuşarak, saf sevgiyi içinde taşıyacakken, ‘seni sevmekle ben ziyan oldum’ diye bağırarak, çağırarak, el-âleme ilan ederek, hayatını cehenneme çeviriyor.   

            Çok sevdiğim şairlerimizden, sözleri kendisine ait o meşhur türkü “Mihriban”ın yazarı Abdürrahim Karakoç’a bir gün; “Mihriban’ı görebileceğinize inanıyor musunuz?” diye sormuşlar. O da; “bilmiyorum, görmek de istemiyorum, değişmiştir şimdi. Ben onun nazarında değiştim o benim nazarımda değişti. Hem niye görelim? Öyle kalsın. İnsanların gönülde kalması gözde kalmasından iyidir” demesi doğrusu takdire şayandır. İşte insanın içinde sevgiyle huzur bulması böyle bir şeydir.

             Aynı şey Sezai Karakoç’un “Mona Roza” şiirinde de yaşanmış, üstad o şiirde akrostiş tekniğiyle Muazzez Akkaya isminde bir hanımefendiye yazmış, onunla evlenmemiş, ama o sevgi gönülde kalmıştır. Üstadımız huzuru bu şekilde bulmuştur. Şiirin çözümlenişi de yıllar sonra olmuştur.

Şemsettin ÖZKAN
09.01.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir