(Toplumsal İlişkiler 3015)

اِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّٰهُ اِذْ اَخْرَجَهُ الَّذٖينَ كَفَرُوا ثَانِيَ اثْنَيْنِ اِذْ هُمَا فِي الْغَارِ اِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِهٖ لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَا فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَكٖينَتَهُ عَلَيْهِ وَاَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذٖينَ كَفَرُوا السُّفْلٰى وَكَلِمَةُ اللّٰهِ هِيَ الْعُلْيَا وَاللّٰهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ
“Eğer siz elçiye yardım etmezseniz, o zaman bilin ki, ona yine Allah yardım edecektir. Tıpkı Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler, onu yurdundan sürüp çıkardıkları zaman yardım ettiği gibi; ki o gün o, yalnızca iki kişiden biriydi ve bu iki kişi saklandıkları mağaradayken elçi, arkadaşına “Üzülme” dedi, “Allah bizimle beraberdir.” Ve derken Allah, ona katından bir sükûnet ve bir güven duygusu bahşetti. O’nu sizin göremeyeceğiniz ordularla destekledi ve böylece Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin davalarını bütünüyle alçalttı. Allah’ın davası ise, böylece her zamanki gibi üstün ve yüce kaldı. Çünkü Allah, daima üstündür ve yaptığı her şeyi yerli yerince yapar.” (Tevbe/40)
İbn-i Arabi; “hüzünlü insan, saklı bir inci ve korunan bir sırdır. Ancak onun gibi olan onu tanır ve değerini bilir” derken hüznün koordinatlarını verir ve onu nerede bulabileceğimizi söyler. Söylemekle kalmaz denizlerin bilmem metrelerce altından çıkarılan inci gibi ne kadar değerli olduğunu anlatır.
Peki nedir hüzün? Hüzün; içsel duygulanım, gönül üzgünlüğü, iç kapanıklığı, üzüntü… Sadece bu mu hüzün? Bazen bir duvar yazısıdır hüzün bazen bir kamyon yazısıdır. Bazen Mekke aristokrasisine meydan okuduğu için, evinden yurdundan çıkarılan, kendine suikast düzenlenen Allah’ın elçisi Hz. Muhammed’dir (s.a.v) hüzün. Bazen de Allah rasülüne bir zarar gelecek, yılan onu sokacak diye gömleğini yırtıp mağaranın deliklerini tıkayan, tasalanıp, endişelere gark olan Hz. Ebubekir (r.a)’ dir, hüzün.
Bazen Necip Fazıl’ın Kaldırımlarıdır, Sakarya Türküsüdür hüzün, bazen de “durun kalabalıklar durun, bu cadde çıkmaz sokak!” dediği, insanlığın kötü gidişatıdır hüzün. Bazen de şiirlerimde;
“Gökler çullanıverir de yeryüzüne
Nefesim çıkar iğne deliğinden
Bağdaş kuruverir de hüzün gönlüme
Ölüler geçit resmi yapar geceden” derken, gönlümden kalkmamacasına oturup, öylece kalakalmış, gitmeyen bir misafirdir sanki hüzün…
Hüznün adresini veremem ama onu tanıyorum, biliyorum. Sesinden, siluetinden, gözlerinden tanırım. Ağlayan mülteci bir çocuğun sesinden, hayata küsmüş bir aşığın yanık türküsünden tanırım.
Hüzün, kimi zamanda, güftesi Cansın Erol, bestesi Selahattin İçli’ye ait, Kürdilihicazkar makamındaki;“hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir:”
Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir
Gönlümün kıyısına vurur
Aşınan kayalar gibi rûhum
Suskun, yorgun öylece durur.
Islak kumlara yazılmış hikâyeler
Ummâna karışır, silinir yavaş yavaş
Her dalga ömrümden birşeyler koparır
Ağır ağır sönen gönlüm
Sakin koyları özler
Son kum tanesi olana kadar
Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir
Gönlümün kıyısına vurur
Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir
Son kum tanesini alana kadar.
Bazen de hüzün, Erzincan yöresine ait bir türküdür:
Gurbet elde bir hal geldi başıma, geldi başıma
Ağlama gözlerim Mevla Kerim’dir
Derman arar iken derde düş oldum
Ağlama gözlerim Mevla Kerim’dir.
Huma kuşu yere düştü ölmedi, düştü ölmedi
Dünya Sultan Süleyman’a kalmadı
Dedim yare gidem nasip olmadı
Ağlama gözlerim Mevla Kerim’dir
Kağıda yazarlar ufak yazılar, ufak yazılar
Anasız olur mu körpe kuzular
Derdi yüreğinde olan sızılar
(Yürek acılıdır, ciğer sızılar)
Ağlama gözlerim Mevla Kerim’dir
Abdal Pir Sultan’ım böyle buyurdu, böyle buyurdu
Ayrılık donların biçti geydirdi
Ben ayrılmaz idim felek ayırdı
Ağlama gözlerim Mevla Kerim’dir.
Şemsettin ÖZKAN
11.04.2026 GÜZELYALI
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com
5-LyricFind
6-siir.gn.tr