(Toplumsal İlişkiler 2099)

مَٓا اَصَابَ مِنْ مُصٖيبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا فٖٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا فٖي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَا اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَسٖيرٌ
“Yeryüzünde cereyan eden hiçbir olay ve sizin başınıza gelen hiçbir musibet, hastalık ve sakatlık, elde ettiğiniz hiçbir hayır yoktur ki, biz onları yaratmadan önce, bir kütükte, bir sicilde, bilgi işlem merkezinde kaydedilmiş bulunmasın. Bunları kaydetmek Allah’a kolaydır.” (Hadid/22)
Hani bilirsiniz, Volkan Konak’ın, babasını hastalık sebebi ile Cerrahpaşa hastanesinde kaybetmesi üzerine yazdığı şarkının dizelerinde; “herkesün bir derdi var durur içerisinde” cümlesi vardı. Ne kadar dertliydi o şarkı öyle!
Vay seni Cerrahpaşa
İçmem suyundan içmem
İçmem suyundan içmem, oy oy
Bir dahaki seneye
Yolci da gelup geçmem
Yolci da gelup geçmem
Yaş akar gözüm sızlar
Ne kalur gerisine?
Herkesun bir derdi var
Durur içerisinde
Durur içerisinde, oy oy
İnanduk doktorlara, inandık
Öyle böyle dediler
Ayrulik defterini
Elimize verdiler
Ölümün defterini
Elimize verdiler
Doktorlar da bilir mi?
Babamin acisini
Ciğerun acisini, oy oy
Cerrahpaşa’ya koydum
Canumun yarisini
Canumun yarisini, oy oy
Yaş akar gözum sızlar
Ne kalur gerisine?
Yaş akar gözum sızlar
Ne kalur gerisinde, oy oy
Herkesun bir derdi var
Durur içerisinde
Durur içerisinde, oy oy…
Sunay Akın; “herkes bir üçgenin iç açıları toplamını bilir de, bir insanın iç acıları toplamını bilmez” derken, şarkıda söylendiği gibi, herkesin bir derdi olduğunu, lakin kimsenin kimseden haberi olmadığını anlatır. Herkes sessizce o acıları çeker demeye getirir sözü.
Balıklar da ağlar elbet, haberi olmaz denizin. Balığın gözyaşı denizin umurunda mı? Balık değil balıkların dertlerinin hangisinin derdiyle, hemhal olmuş deniz de, senin derdinin telaşına düşecek ey insanoğlu? Bizi yoran da dostlar, şartların zorluğu değildir. Derdimizden anlamayanların çokluğudur. İyi günde bizimle birlikte olanların, kötü günümüzde, sanki yer yarılmış da, yerin altına girmiş gibi ortalıkta gözükmemesidir. İnsanı en çok yaralayan da bu tutum ve davranışlar değil midir?
Çok değil 80 öncesi acılı arabesk şarkılarımız çok revaçtaydı. Nereye gitsek bu şarkılar çalınır söylenirdi. Hep acı vardı. Çünkü insanların hayatı gerçekten öyleydi. Çalıştığım dükkanın karşısında sinema vardı. İnsanlar sinemadan çıkışta bakardım gözleri ya dolu dolu, ya yaşlıydı. Mendiline gözyaşlarını silenler bile vardı. “Nereden geliyorsunuz?” diye sorduklarım; Ferdi Tayfur’un “Çeşme” filminden geldiklerini söylerlerdi. Tepeden tırnağa üzüntülüydüler. O filmlerde köyden kente gelmiş, garip, yoksul ve dertli insanlar kendilerini buluyorlardı. Aşkları yine hakeza “derdim dünyadan büyük,” “bir teselli ver,” “batsın bu dünya” gibi arabesk müziklerde söylendiği gibi, hüzün ve keder yüklüydü.
Umurundaydı sanki dünyanın bu gariban insanlarının aşkları, yaşadıkları, yedikleri ve içtikleri. Köy hayatında paylaşımcı bir davranışla, imece usulüyle meselelere bakış tarzı varken şimdi şehir hayatına geçişle yerini bireysel düşünmeye, kendi işini kendi yapmaya bırakıyordu.
Gerçi büyükler, bir süre daha köy hayatından getirdikleri o eski alışkanlıklarını sürdürmeyi becerseler de, değişen şartlara fazla direnemeyeceklerdi. Çocukları çoktan yeni şehir hayatına adaptasyon sağlasa da, hala sıkıntıları vardı. Zaman zaman ağlıyordu yürekleri, ama balıklarda ağlayacaktı elbette, denizin ruhu duymasa da…
Şemsettin ÖZKAN
26.03.2026 GÜZELYALI
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-musixmatch
5-suskunduvar.com