(Toplumsal İlişkiler 3010)

وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَمٖيعاً مَٓا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْ اِنَّهُ عَزٖيزٌ حَكٖيمٌ
“Ve tüm insanlığa örnek olacak muazzam bir toplumsal değişim gerçekleştirerek, yüzyıllar boyunca birbirlerini kırıp geçiren düşman kabîleleri bir anda din kardeşleri hâline getirip onların gönüllerini sevgi ile birbirine ısındırıp kaynaştırdı. Şâyet sen dünyalar kadar servet harcamış olsaydın bile, yine de onların kalplerini birleştiremezdin, fakat işte Allah, onları İslâm sancağı altında tek vücut hâlinde bir araya getirdi. Çünkü O, sonsuz kudret ve hikmet sahibidir.” (Enfal/63)
Hatırlayamıyorum bu kaçıncı kez gönül konusu üzerinde durduğumu? Demek ki çok önemli bir mevzu ki, tekrar tekrar önümüze geliyor.
Hz. Ali (r.a), “giremediğin gönül senin değildir, gönül yalnız gönül vermekle alınır” derken bizi yine bu konuya çekti. Gönül vermeden, gönül alınamayacağını, bize bir cümlede anlatıverdi.
Sevgili Peygamberimizin şu sözü herkesin kulağına küpe olmalıdır doğrusu beni çok derinden etkiler; “incittiğiniz insanın ve kırdığınız gönlün bedduasından korkun.” Acaba kimleri kırdım, üzdüm diye? Başta yakınlarımdan başlayarak çarşıda pazarda yolda trafikte, iş çevremizde öğrenci ve öğretmenlerimizden daha hatırlayamadığım birçok insan ve hatta hayvan ve kopardığımız bir gülden bile hüzünlenirim. İçim yanar bir ateştir, maşuka duyduğum hasretten.
Gerçekten her biriyle helallik istemek gerektiğine inanırım. Bu yüzden olsa gerek eskilerin en ufak bir şeyde; “kardeşim hakkını helal et!” demeleri boşuna değildir. Her şey diğergamlık üzerine kurulu. Çünkü dünyada bir kişinin ahını almak hayatımızın, dünyamızın perişan olmasına neden olabilir.
“Cenneti almak, gönülleri almakla mümkün olur.” Pazardan gelen bir kadın, sokaktan evine giderken, elinde bir çöp ile toprağı eşeleyen bir çocuk görür ve sorar:
“Ne yapıyorsun evladım?” der. Çocuk;
“- Cenneti parselliyorum. Satıyorum Abla” der.
Çocuğun cevabı hoşuna giden kadın:
“- Bana da bir parsel versene evladım” der. Çocuk:
“- Tabi ama parayla veririm” der. Kadın:
“- Peki, ne kadar evladım?” der. Çocuk:
“- 20 Lira ablacım” der. Kadın evine gider. İşini gücünü yapar ve yatar. Uykusunda bir de ne görsün? Kendisi cennette. Sabah kalktığında, kahvaltı masasında gördüğü rüyayı eşine anlatır. Rüyadan etkilenen eşi ise, evden çıktığı gibi çocuğun olduğu yere gider. Çocuk yine aynı yerde toprağı eşeliyordur. Adam çocuğa yönelerek sorar:
“- Evladım ne yapıyorsun?” der. Çocuğun cevabı aynı:
“- Cenneti parselliyorum amca” der. Adam:
“- Bana da bir parsel verir misin evladım” der. Çocuk:
“- Tabi veririm ama ücreti var” der. Adam:
“- Ne kadar evladım?” der. Çocuk:
“- Bir Trilyon…” Adam şaşırır ve:
“- Ne yapıyorsun evladım? Hanıma 20 liraya verdiğin parseli, bana kaça veriyorsun?” der. Çocuk:
“- Amca, teyze o parayı cenneti almak için değil, gönlümü almak için verdi. Sen cenneti o kadar ucuz mu sanıyorsun?” der.
Son sözü Hz. Mevlana’ya bırakalım. “Bir gönül yapmak gelmiyorsa elinden, bari bir gönül yıkılmasın, dilinden…
Şemsettin ÖZKAN
06.04.2026 GÜZELYALI
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-netgaste.com (Necdet Başoğlu, Gönül Almak yazısından alıntı hikaye)