
قُلْ اِنَّ صَلَاتٖي وَنُسُكٖي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتٖي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
“Benim namazım, kurbanım, ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi yaratan, yaşama kabiliyeti, gücü ve varlıklara işleyiş düzeni veren, koruyan, kontrol eden, âlemlerin, bütün varlıkların Rabbi Allah rızası içindir” de.” (Enam/162)
Ölüm edebiyatımızda en çok işlenen konulardan biri. Ölüm aslında bir yok oluş değil. Tam tersine yepyeni bir hayat için taze bir başlangıç. Bu yüzden yiğitler, sevginin yegane kaynağı yüce Yaradan’a kavuşmak için o güne düğün günü demeleri, Hakk’a yürüdü demeleri boşuna değildir. Çünkü ölüm bu yüzden en çok sevenlere yakışır.
Aşağıda 2026 Konya mahreçli “En Çok Sevene Yakışır Ölüm” adlı şiirimde hayat ve ölümün iç içe geçtiği, dünyada adam gibi yaşayanların sevenler olduğu sevenlerin ölüm günü de bir toydan (düğünden) farklı olmadığı anlatılır.
EN ÇOK SEVENE YAKIŞIR ÖLÜM
Doğarken nişanlamışlar
ölümle beni
bilirim düğün günüm
sessiz bir çığlık
harabe bir evin penceresinde
bir baykuşun çaldığı ıslık
bir yel eser
kırılır dalım
üşür ölüm
sonsuzluğun tek kapısı ölüm
en çok sevmeyi ve ölmeyi
bilene yakışır ölüm
senden uzakta olsam
kendime zulüm
nefesim iğne deliğinden
çıkmış o gün
bağdaş kurmuş
çökmüş gönlüme hüzün
tüm çiçekler solgun büzgün
her şey surat asmış küskün
en son o gelmiş yine de
erken geldi demişiz ölüm
son kuşlar da kaybolmuş
gözlerden ve ufuktan
üzülme bi tanem
ölümdür düğünüm
bilirim en çok sevene yakışır
sonsuzluk denen ölüm
bir tabut düşün
içinde ben içimde sen
gidiyorum gülüm…
Şemsettin ÖZKAN
(06.01.2026/KONYA)