EHL-İ DİLLER BABINI KİTLER GİRER KİTLER ÇIKAR KİTLEMEZSE BABINI İTLER GİRER İTLER ÇIKAR

(Toplumsal İlişkiler 2086)

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطًا لِتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهٖيدًاۜ وَمَا جَعَلْنَا الْقِبْلَةَ الَّتٖى كُنْتَ عَلَيْهَٓا اِلَّا لِنَعْلَمَ مَنْ يَتَّبِعُ الرَّسُولَ مِمَّنْ يَنْقَلِبُ عَلٰى عَقِبَيْهِۜ وَاِنْ كَانَتْ لَكَبٖيرَةً اِلَّا عَلَى الَّذٖينَ هَدَى اللّٰهُۜ وَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيُضٖيعَ اٖيمَانَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ بِالنَّاسِ لَرَؤُ۫فٌ رَحٖيمٌ 
“Ve böylece sizin dengeli ve ölçülü bir toplum* olmanızı istedik ki [hayatınızla]tüm insanlığın huzurunda hakikatin şahitleri olasınız ve Elçi de sizin huzurunuzda ona şahitlik yapsın.** Ve Elçi’ye uyanlar ile ökçeleri üzerinde gerisingeri dönenler arasında açık bir ayrım yapabilmek amacıyla senin, [ey Peygamber,]daha önce yöneldiğin hedefi [bu topluluk için]kıble olarak tayin ettik: Şüphesiz bu, Allah’ın doğru yola ulaştırdığı kişilerden*** başka herkes için zor bir sınavdı. Allah sizin inancınızı kesinlikle gözardı etmeyecektir; zira, unutmayın ki Allah insana karşı en şefkatli olandır, rahmet kaynağıdır.” (Bakara/143)

Ölçülü olmak, dengede kalmak, kısacası mutedil olmak, insan olmanın aslında bir gereğidir diyebiliriz. Yüce Yaradan yukarıdaki ayette; orta (vasat) ümmet olmamızı bizden isterken, ruh ve beden senkronizasyonuna (uyumuna) dikkatleri çeker ve aşırılıklardan, bağnazlıktan, fanatiklikten de bizi sakındırır.

            Muhammed Esed bu ayeti açıklarken Kur’an Mesajı adlı eserinde şu yorumu yapar: “Lafzen, “orta bir toplum” -yani, aşırılıklar karşısında adil bir denge gözeten ve hem zevk ve sefahatı hem de mübalağalı bir zühdü reddederek insanın tabiatını ve imkanlarını değerlendirmede gerçekçi ve makul davranan bir topluluk. Kur’an, sıkça tekrarladığı, hayatın her cephesinde dengeli ve ölçülü olma çağrısı ile uyumlu olarak müminlere, hayatlarının bedenî ve maddî yönüne çok fazla ağırlık vermemelerini öğütler; ama aynı zamanda insanın bu “bedenî hayat” ile ilgili ihtiyaç ve isteklerinin ilahî iradenin eseri ve bu nedenle de meşru olduğunu kabul eder.

           Daha ileri bir tahlilde, “dengeli ve ölçülü bir toplum” ifadesinin insanın varoluş problemine İslamî yaklaşımı temsil ettiği söylenebilir: ruh ile beden arasında fıtrî bir çatışma olduğu görüşünün reddi ve insan hayatının bu ikili cephesindeki tabiî ve ilahî bütünlüğün açık bir teyidi. İslam’a özgü olan bu dengeli davranış, doğrudan Allah’ın birliği ve bütün hilkatin temelinde yatan amacın tekliği kavramından doğmaktadır. Böylece, burada “dengeli ve ölçülü toplum”dan söz edilmesi, Allah’ın birliğinin bir sembolü olarak Kâbe tema’sına uygun düşen bir giriştir.”

           La Edri de gönül erbabı insanların, hayatlarında varolan dengeli duruşlarına dikkatlerimizi çeker;
“Ehl-i diller babını kitler girer kitler çıkar
Kitlemezse babını itler girer itler çıkar.”

         Yani; “gönül ehli insanlar, sınırlarını korurlar, sınır koymazsan, değersiz ve haddini bilmeyen kişiler hayatlarına girip çıkar, zarar verirler.”

          Hakikati bilende öyle ulu orta her yerde konuşmaz, konuşsa bile ölçülü konuşur. Susarken de hikmetle susar.

          Sözün özü, mü’min hayatının her anında, yüce Rabbinin her şeyi bir mizana (ölçüye) ve kadere göre yarattığının bilincine vararak, hayatını dengeler. Öyle ki, severken bile ölçülü sever, konuşurken ağzına geleni söylemez. Gideceği yeri bilir, duracağı yeri bilir.

Şemsettin ÖZKAN
13.03.2026 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir