(Toplumsal İlişkiler 2018)

كُتِبَ عَلَيْكُمُ الْقِتَالُ وَهُوَ كُرْهٌ لَكُمْ وَعَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْـًٔا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَعَسٰٓى اَنْ تُحِبُّوا شَيْـًٔا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ۟
“Savaş hoşunuza gitmediği halde size farz kılındı. Olur ki bir şey sizin için hayırlı iken siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki bir şey sizin için kötü iken siz onu seversiniz. Neyin iyi neyin kötü olduğunu yalnız Rabbiniz bilir siz bilmezsiniz. (Onun için iyiliğinize veya kötülüğünüze olanlar konusunda ön yargılı olmayın! Allah’a güvenin! Allah yaratan olarak sizin için en iyisini bildirir. Sizi kötülüklerden korur).” (Bakara/216)
Ah boğuluyoruz, boğuluyoruz. Şimdi denize kim anlatacak karada boğulduğumuzu, ya da denizi kim suçlayacak boğulmanın sadece kendisinde olmadığını.
Modern çağ insanı çok kötü boğuyor. Maddi anlamda açgözlülük, hırslılık ve ekonomik yönden toplumun dar gelirli kesimlerini enflasyon, hayat pahalılığı vb. nedenlerle boğarken, asıl manevi yönden insanları sıkboğaz ediyor. Bu yönden stres, kaygı bozuklukları gibi ruhsal hastalıklar tavan yapmış durumda.
Hz. Mevlana bu konuda insanın yaşama sevincini kaybetmemesi gerektiği konusunda; “her şeye canını sıkma ey gönül, ne bu dertler kalıcıdır, ne de bu ömür” sözüyle adeta yüreğimize su serper. Asıl meselenin öldükten sonraki hayat için insanın yaşama sevincini kaybetmemesi, yaşam enerjisini depolaması gerektiğine bizi ikna eder.
Evet sadece denizde boğulmuyoruz bugün, karada da boğuluyoruz. Çünkü başımıza gelenlerin asıl sorumlusunun, kendimiz olduğunu çok çabuk unutuyoruz. Allah insanlara zulmetmez, insan kendine zulüm ediyor. Seçim ve tercihleriyle adeta zulümlere davetiye çıkarıyoruz.
Hadi böyle bir hata yaptık, bu seferde başımıza gelenlerden dersler çıkarmıyor, sabretmiyoruz. Belki de bizim iyi bildiğimiz şey, bizim için kötü olacak, kötü bildiğimiz şey de, bize iyi kapılar açacak. Yani sızlanıp duruyoruz, ama bir şey yapmıyoruz. Dert bir iken iki, üç, dört olup gidiyor. Çünkü çözüme odaklanmıyor, vıdı vıdı edip duruyoruz. Dertler de böylece katmerlenip, habire çoğalıyor da çoğalıyor.
Yukarıda geçen ayet; “savaş size yazıldı hoşunuza gitmese bile” derken, her türlü haksızlıklarla mücadele azmimizi kaybetmemiz öğütleniyor. Yaşama sevincimizi asla kaybetmemiz gerektiği özellikle vurgulanıyor ve savaşın sadece muharebe alanında cereyan etmediği. Zaten insan dünya denilen bu zindana düştüğünden beri hayatın bütün alanlarında bu mücadelesi sürüyor.
Şimdi bu anlattıklarıma göre denizi suçlayabilir miyiz? Ya da denize; “biz karada bile boğuluyoruz,” diyebilir miyiz? Sümme haşa… Çünkü suçlu biz çıkacağız.
Şemsettin ÖZKAN
04.01.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com