CANIMI CANAN EĞER İSTERSE MİNNET CANIMA CAN NEDİR Kİ KURBAN ETMEYEM CANANIMA

(Toplumsal İlişkiler 2095)

وَقَالَ نِسْوَةٌ فِي الْمَدٖينَةِ امْرَاَتُ الْعَزٖيزِ تُرَاوِدُ فَتٰيهَا عَنْ نَفْسِهٖ قَدْ شَغَفَهَا حُباًّ اِنَّا لَنَرٰيهَا فٖي ضَلَالٍ مُبٖينٍ 

“Şehirdeki kadınlar fikir birliği etmişçesine:‘Şu devletlü vezirin karısı, genç kölesine, sık sık yakınlık gösterip hile yaparak sahip olmaya kalkışıyormuş. Yûsuf’un sevdası onun yüreğini yakıp kavuruyormuş. Kadını açıkça yoldan çıkmış biri olarak görüyoruz’ dediler.” (Yusuf/30)

Canı cananına teslim etmeye hazır değilsen, ben aşığım diye ortalarda gezinme! “Canı canan dilemiş vermemek olmaz ey dil ne niza eyleyelim ol ne senindir ne benim” derken Fuzuli üstadımız, aşıkların fedakar olmalarına getirir sözü.

           Fuzuli bir beytinde şöyle der:
“Cânımı cânân eğer isterse minnet cânıma
Cân nedir ki kurbân etmeyem cânânıma.”

Yani üstad  mealen; eğer sevgili benden canımı isteyecek olursa, canıma minnet, can dediğin nedir ki onu cananıma kurban etmeyeyim? Der.

         Çok sevdiğim Sadettin Kaynak’ın Hüzzam makamındaki o eserinde can ve canan adeta birbirine yapışık ikizler gibidir. Birini diğerinden ayırmak imkansızdır. 

Gönlüm seher yeli gibi
Daldan dala essem diyor
Coşsam bahar seli gibi
Setler yıkıp geçsem diyor

Hazân vakti erişmeden
Ecel gelip yetişmeden
O çeşmeden bu çeşmeden
Kana kana içsem diyor

Gönlüm seher yeli gibi
Daldan dala essem diyor
Coşsam bahar seli gibi
Setler yıkıp geçsem diyor

Bugün gördüm iki civân
Dizimde kalmadı dermân
Biri candır biri canân
Hangisini seçsem diyor

Gönlüm seher yeli gibi
Daldan dala essem diyor
Coşsam bahar seli gibi
Setler yıkıp geçsem diyor.
        Mevlâna der ki, “Aşk geldi. Damarımda, derimde kan kesildi; beni kendimden aldı, sevgiliyle doldurdu. Bedenimin bütün cüzlerini sevgili kapladı. Benden kalan yalnız bir ad, ondan ötesi hep o..”

        Uğruna bir ömür bağışlanan, yanıp yakınılan, bu eşsiz sevgili Allah’tır. Âşk ise; Allah’a karşı aşırı sevginin kemale erişi, âşığın âşkta yok oluşudur. Gerçek ilhama mazhar olmuş, gerçek yokluğu zevk edinmişlerin en büyük arzusu ilâhî vuslat’tır. Mevlâna, bu yolun coşkun âşığıdır, aşktan doğmuş, aşkla yoğrulmuştur. “Bizim peygamberimizin yolu âşk yoludur. Biz âşk çocuklarıyız; âşk bizim anamızdır,” der. Yıldızlar, gezegenler, ay, güneş, bitkiler, insanlar, hayvanlar velhasıl her şey bu aşkın tecellileridir.


Şemsettin ÖZKAN

22.03.2026 ANKARA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-yandex.com
4-https://sarkilarnotalar.blogspot.com
5-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir