BOŞLUK YANLIŞ DOLDURULURSA BOŞLUK DAHA DA BÜYÜR KENDİNİ YARGILAMA NUR İÇERİYE DAİMA KIRIK YERDEN GİRER EĞER BİR YERDE CAN YOKSA İBADET YÜKTÜR BOŞLUK ALLAH’IN SENİ ÇAĞIRMASIDIR

(Toplumsal İlişkiler 2090)

قَالَ كَلَّا اِنَّ مَعِيَ رَبّ۪ي سَيَهْد۪ينِ 

“(Hz. Musa ise:) “Hayır ve asla! Şüphesiz Rabbim benimle beraberdir; bana (kurtuluşa ulaştıracak bir) yol gösterecektir. (Bize düşen O’na güvenip beklemektir” diyerek onları sakinleştirmeye çalışmıştı.)” (Şuara/62)

Hz. Mevlana; “boşluk yanlış doldurulursa, boşluk daha da büyür. Kendini yargılama! Nur içeriye, daima kırık yerden girer. Eğer bir yerde can yoksa, ibadet yüktür. Boşluk Allah’ın seni çağırmasıdır” derken müthiş bir tespit yapar. 

            Hem fiziksel anlamda, nurun(ışığın) kırık bir yerden girmesi anlamında hem de metafizik boyutunda kırık harabe gönüllerin hüznündeki kırılmalar arasında girmesi manasında.    

            Kanadalı yazar, şair, söz yazarı ve müzisyen, Leonard Cohen; “kusursuzluğu unutun her şeyde bir çatlak vardır ışık içeri böyle girer” derken, Hz. Mevlana’nın sözünün maddi boyutuna atıfta bulunur gibidir. Ancak Hz. Pir madde ile manayı birlikte işler. Cohen, “hatasız kul olmaz” diyerek müzisyen edasıyla Orhan Gencebay’ın o müthiş bestesine bir nevi göndermeler yapmış olur kanaatimce;

Hatasız kul olmaz, hatamla sev beni
Dermansız dert olmaz, dermana sal beni
Kaybettim kendimi, ne olur bul beni
Yoruldum halim yok, sen gel de al beni.

Feryada gücüm yok, feryatsız duy beni
Sevenlerin aşkına, ne olur sev beni
Sev beni…

Bu feryat, bu hasret öldürür aşk beni
Uzaktan olsa da, razıyım sev beni
Razıyım sev beni…

Ümitsiz yaşanmaz, sevmemek elde mi
Can demek, sen demek, gel de gör bende mi
Sözümde sitem var, kalpte mi dilde mi
Tez elden haber ver, o gönlün eldemi

Feryada gücüm yok, feryatsız duy beni
Sevenlerin aşkına, ne olur sev beni
Sev beni…

        Hz. Mevlana ayrıca bize, gönlü geniş ruhu gezginlerin beşinci kuralını da hatırlatır: “Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını.”Aman sakın kendini” diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ” Bırak kendini, ko gitsin! “Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var.”      

        İbn-i Arabi, “kalpten hüzün gidince kalp harap olur” derken, kalbi bir defineye benzetir ve onun kırık dökük harabe ve hüzünlü yerlerde bulunduğuna dikkat çeker. Kalbe kalp diyebilmemiz için, hüzünle gıdalanmasını da eksik etmememiz gerekir. Çünkü kalbin gıdası hüzündür, derttir ve acılardır.  İnsana yol gösterir, tecrübe yaşatır. Sözden anlamadıklarında insana halden anlatır. Diğer gamlı olmayı, başkalarını anlamayı öğretir bize. Empati yaptırır insana hüzün.

       İşte insana o boşluklardan, gönül kırıklıklarından nur (ışık) huzmeleri girer. Bu insanda hala can olduğunu gösterir. İnsanların zor zamanlarda yaptıkları (örneğin mazlumun, babanın, annenin ve misafirin yaptığı duaların) kabul olmasının sebebi, kalbindeki boşluklarda can olduğunun, çıkmadık canda ümit olduğunun, bunu da, insanı yüce Yaratan’ın çağırması olarak anlamak gerekir.    

Şemsettin ÖZKAN
17.03.2025 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-musixmatch
5-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir