(Toplumsal İlişkiler 2087)

وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُ اِدْفَعْ بِالَّتٖي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذٖي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَمٖيمٌ
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü)en güzel olan davranışla sav; o zaman bir de göreceksin ki seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse kesinlikle sıcak bir dost oluvermiş!” (Fussilet/34)
John Bunyan’ın; “bir iyilik mantığın asla çizemeyeceği görünmez yollar açar” sözü yukarıdaki ayeti açıklar mahiyette sanki. Zira kötülüğü iyilikle izale etmek ters gibi görünse de sonuçta kötülüğü işleyeni imana getirmesi şaşırtıcı değil mi?
Aslında şaşmamak lazım. Çünkü evrensel denge ve çekim yasasına göre işler, verdiğimiz pozitif enerjilerle iyilik ve iyi niyetimizin bize benzer şekilde geri döndüğünü gösteriyor. Ancak bu dönüşümün en güçlü yanı karşılık ummadan tamamen samimiyetle davrandığımızda ortaya çıkıyor.
Joseph Murphy der ki; “yaptığınız iyilik, sergilediğiniz kibarlık gösterdiğiniz sevgi ve iyi niyet size pek çok farklı şekilde geri dönecektir. Başkalarının başarısından, terfisinden şansından keyif alın. Bunu yaparsanız siz de şansı kendinize çekmiş olursunuz.”
İskoçya’da yoksul mu yoksul Fleming isminde bir çiftçi yaşardı. Günlerden bir gün tarlada çalışırken bir çığlık sesi duydu. Hemen sesin geldiği yöne koştu. Bir de baktı ki bataklığa beline kadar batmış bir çocuk; kurtulmak için çırpınıp duruyor. Çocukcağız bir taraftan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Çiftçi çocuğu bataklıkta ölmekten son anda kurtardı.
Ertesi gün Fleming’in evinin önüne gelen arabadan gösterişli oldukça şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini ve çiftçi Fleming’e bir teklifte bulundu. “Oğlumu kurtardınız size bunun karşılığını ödemek istiyorum.”
Yoksul ve onurlu Fleming “Kabul edemem” diyerek ödülü reddetti. Tam bu sırada kapıdan çiftçinin oğlu çıktı. Aristokrat “Bu senin oğlun mu?” diye sordu.
Çiftçi gururla “Evet” dedi. Aristokrat devam etti: “Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver. İyi bir eğitim almasını sağlayayım.
Eğer karakteri babasına benziyorsa ileride senin gurur duyacağın bir evlat olur.”
Bu konuşmalar sonunda çiftçi oğlunun Aristokratla gitmesine razı oldu. Onu götüren adam Fleming’in iyi okullarda iyi eğitimler almasını sağladı ve yıllar sonra Fleming Londra’da ki St. Mary Hospital Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.
Bir süre sonra Aristokratın oğlu zatürreeye yakalandı. Onu ne mi kurtardı: Aristokratın kurtardığı ve okuttuğu çocuğun yani Fleming’in bulduğu Penisilin! Aristokratın adı: Lord Randolp Churchill Oğlunun adı: Sir Winston Churchill (İngiltere Başbakanı)
Kurtaran doktor: Çiftçinin oğlu Sir Alexsander Fleming
Böyle içimizi ısıtan pek çok hikaye vardır çevremizde. Birçoğunu duymayız, bilmeyiz ama gerçekten hayatlar değiştirmiş, hayatlar kurtarmıştır. Bu tür hikayeleri, gerçek yaşam öykülerini bilmemiz önemli diye düşünüyorum.
Özellikle son yıllarda giderek artan mutsuzluklarımıza bir tür ilaç olur umudundayım çünkü benzer benzeri çeker derler bilirsiniz.
Sürekli olumsuz, sürekli kötü olaylar yaşıyoruz, duyuyoruz. Bu kadar mutsuzluğun, yeni mutsuzluklar getirmesini önlemek için güzel şeyleri çağrıştıracak ve hayatımıza getirecek olumlu şeylere yer açmak gerek. Yanlış doğruyu getirmez. Herkes yanlış yaparsa ve herkes, “Ne yapalım, böyle gelmiş, böyle gidecek” derse biz doğru ve güzel olana nasıl ulaşacağız?
İşte sırf bu nedenle en ufak güzelliği, en küçük iyiliği duyurmak gerek. İyiliğin küçüğü büyüğü yoktur çünkü. Tıpkı bu hikayedeki gibi yıllar sonra size öyle bir döner ki, siz de yeniden hayata bağlanırsınız. Kötülükler de böyledir ve kötülükler de iyilikler de aslında sarmaşık gibidir. Hızla büyürler, her ortamda dal budak sararlar. Yerleşirler ve diğerlerini yok ederler.
Eğer çok fazla olumsuz olay duyuyor ve bunların ne kadar arttığından bahsediyorsak bilin ki orada yerleşmiş kötülükler vardır ve diğerlerine hayat hakkı tanımayacak kadar çok artmışlardır.
O zaman güzellikleri silip atmışızdır hayatımızdan. Demek ki daha çok ihtiyacımız var mutluluk verecek olaylara. Mutluluğun ve iyiliğin de ilginç bir enerjisi vardır. Kendilerini çoğaltırlar. Paylaşıldıkça artarlar. Derler ya, üzüntüler paylaşıldıkça azalır, mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır!
Şemsettin ÖZKAN
14.03.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-serapduygulu.com