BİR İNSAN KENDİSİNE GÖSTERİLEN SAMİMİYETTEN CESARET BULUP SINIRLARI AŞMIYORSA ORADA İNCELİKLE YOĞRULMUŞ BİR KARAKTER VARDIR ÇÜNKÜ SAMİMİYET HADDİNİ BİLENLERDE ZARAFET BİLMEYENLERDE TAŞKINLIK YARATIR VE BUNU AYIRT EDEBİLEN İNSAN GERÇEKTEN KALİTELİ BİR İNSANDIR

(Toplumsal İlişkiler 3001)

وَكَذٰلِكَ نَجْزٖي مَنْ اَسْرَفَ وَلَمْ يُؤْمِنْ بِاٰيَاتِ رَبِّهٖ وَلَعَذَابُ الْاٰخِرَةِ اَشَدُّ وَاَبْقٰى 

“Haddi aşan ve Rabbi’nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır.” (Taha/127)

“Ayniraah” adlı sosyal medya kullanıcısı çok güzel bir konuya temas etmiş; “samimiyet ve sınırları korumak ilişkisi.” Şöyle diyor; “bir insan, kendisine gösterilen samimiyetten cesaret bulup sınırları aşmıyorsa, orada incelikle yoğrulmuş bir karakter vardır. Çünkü samimiyet, haddini bilenlerde zarafet, bilmeyenlerde taşkınlık yaratır ve bunu ayırt edebilen insan, gerçekten kaliteli bir insandır.”

          Her şey bir yanıyla güzeldir lakin samimiyet büsbütün güzeldir. Samimiyet içten olma durumu, içtenlik, biriyle senli benli, içli dışlı olma durumudur. İnsan ilişkilerinde aranılan bir davranış biçimidir. Lakin burada da karşımıza kötüye kullanım denilen bir sınırları aşma hali olabilir.

          İnsanın kalitesi de tam burada kendini ele verir. İnsan şayet kendisine gösterilen bu samimi davranışlardan, asla şımarmıyor haddini biliyorsa, o incelik sahibi, haddini bilen bir karakter sahibi biridir.

          Yok şayet insan, kendine gösterilen içten davranışlardan cesaret bulup şımarıyor ve haddi aşıyor taşkınlık yapıyorsa kalitesiz, kaba saba biriyle başınız sıkıntıda demektir. İnsan kendisine gösterilen içtenliği kötüye kullanıp israf etmemeli, karşısındakinin gösterdiği inceliğe sınırlarını koruyarak uygun bir karşılık vermelidir haddini bilerek.

          Haddini bilmek, ya da bir başka ifadeyle insanın sınırlarının nerede başlayıp, nerede bittiğini bilmesi çok büyük bir erdemliliğin nişanesidir. Medeniyetin, insan olmanın püf noktasıdır. 

          Hz. Mevlana’nın; “herşeyi bilmene gerek yok, kendini bil yeter” demesi, meselenin ne derece önemli olduğunun veciz bir ifadesidir. Hz. Mevlana’ya sormuşlar; “o kadar yazarsın, söylersin de ne bilirsin?” diye. Şöyle cevaplamış;
“–  Haddimi bilirim.”

         Had bildirme çabasında değil Hz. Pir, haddini bilme gayretinde ve edebindedir. Zaten haddini bilmek de ancak bu şekilde olabilir ancak.

         Haddini bilmek sindirilmek, pasifize olmak demek değildir. Aksine olumlu anlamda aktif olmak demektir. İnsanın neleri yapabileceğinin, neleri de yapamayacağının farkında olması ve ona göre davranışlar sergilemesi demektir.

         Haddini bilmek demek kişinin kendini bilmesi demektir. Yunus Emre’nin dediği gibi;
İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilmezsin
Bu nice okumaktır.

Şemsettin ÖZKAN
28.03.2026 GÜZELYALI

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-suskunduvar.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir