(Toplumsal İlişkiler 2041)

لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّٖنَ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّهٖ ذَوِى الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَالسَّٓائِلٖينَ وَفِى الرِّقَابِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُوا وَالصَّابِرٖينَ فِى الْبَاْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَحٖينَ الْبَاْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
“İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.”(Bakara/177)
Ah şu vefasızlık denen ne menem şey yok mu? Vefasızlık; menfaat ve çıkarı için yapılan iyiliği unutup, çıkarının peşine düşmek, sadakati terk edip ihaneti seçmek; yola çıktıklarını yolda bırakıp yolda bulduklarına değişmektir.
Vefasızlığı en iyi anlatanlardan biri de Halil Cibran’dır;
“Geldim: Gitmelere bekle diyerek.
Attım valize kaç acı söz:
Benim hatırladıklarım.
Bir kaç iyi söz,
Senin unuttukların.
Geride kalan bir kaç kırgınlık,
Bir iki vefasızlık,
Ne varsa
Boğazın sularına serdim.
Geldim: Korkma aç kapıyı,
Sende kalmaya değil,
Beni almaya geldim…”
Osho ise tüm bu olanları dahi olgunlukla karşıla der. Acıları da kendile zül olarak görme der bir bakıma. Seni kemale erdirecek demeye getirir sözü. Osho “Olgunluk (Kendin Olma Sorumluluğu)” adlı yapıtında şunları söyler: “Bu tıpkı düşmanlarından çok korktuğun için evinin kapılarını kapatman gibi bir şeydir. Artık dostlar bile giremezler, hatta sevgili bile dışarıda kalmıştır. Sevgili kapını çalıp duruyor ama sen korkuyorsun; belki de düşmandır çalan. O yüzden kapalısın. Ben hepinizi böyle görüyorum; kapalı, düşmandan korkmuş ve dost içeri giremiyor. Dostunu düşmana çevirdin; artık kimse giremez, çok korkuyorsun. Kapıyı aç. Taze hava içeri girdiğinde, tehlikelerin de içeri girmesi için her türlü olasılık mevcuttur. Dost geldiğinde düşman da gelir çünkü gündüz ve gece birlikte içeri girer, acı ve zevk birlikte içeri girer, yaşam ve ölüm birlikte içeri girer. Acıdan korkma, aksi taktirde anestezi altında yaşayacaksın.”
Bu yüzden insan şekle, surete takılıp kalmamalı, özde, kalben ne kadar içten davranışlar içinde olabiliyor ona bakmalı. O sevgiyi hissettirebilmeli. Yoksa kuru bir ‘seni seviyorum’ cümlesi yeterli olmayabilir.
Şemsettin ÖZKAN
27.01.2026 KONYA
KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com
4-1000kitap.com