BİR DÜRBÜNÜN TERS TARAFI GİBİ BU DÜNYA EN BÜYÜK ŞEY EN ASİL ŞEY KÜÇÜLÜR BURDA

(Toplumsal İlişkiler 1891)

زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَٓاءِ وَالْبَنٖينَ وَالْقَنَاطٖيرِ الْمُقَنْطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْاَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ذٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَاللّٰهُ عِنْدَهُ حُسْنُ الْمَاٰبِ  

“Kadınlara, oğullara, kantar kantar yığılmış altın ve gümüş (paraya), salma (serbest dolaşan bakımlı) güzel atlara (lüks arabalara, yatlara), hayvanlara ve ekinlere (bahçelere, bağlara) duyulan şehvetli tutku insanlara ’süslü ve çekici’ kılındı. (Oysa) Bunlar, (fani) dünya hayatının (geçim) metaıdır. Asıl varılacak güzel yer ise Allah katındadır.” (Al-i imran/14)

Tahammül sınırlarımız çoktan aşıldığından beri insanlarla daha az görüşmeye, hislerimizi açmamaya ve aramıza tuğla duvarlar örmeye başlarız. Bizi sıkıntıya sokacak insanları ve durumları da elimizin tersiyle iter ve pişman da olmayız. 

            Öyle içimizde şeytan aramaya falan da gerek yok. İçimizde ne var? Acizlik var, tembellik var işte. Hatta  öğrenilmiş acizlik falan var işte.

            Bunların yanı sıra iradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkuncu hakikatleri görmekten kaçma eğilimlerimiz var. Hatta bunlar patolojik bir vaka olmuş halde. Nasıl olursa olsun içinden sağ salim çıkamayacağımız şu değersiz dünya çok fazla önem atfedip değersizi değerli, değerliyi değersiz gördüğümüzden ötürü durumlar bizim için hiç de iyi gittiği söylenemez.

           Sabahattin Ali, tam da burada devreye girip; “bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünya. En büyük şey, en asil şey küçülür burda” diyerek dünya gerçeklerini gün yüzüne çıkarır. Her şey dünyaya dürbünden tersine bakmak  gibi bir huyumuz olduğundan ötürüdür. Dünyayı aşırı güzel görüyoruz halbuki herşey geçici. Sadece her şey süslü püslü görünüyor. Lakin bu dünya herkese göz kırkıp kimseyle evlenmeyen değil midir?

          Biz neden böyle olduk acaba? Nerede bir yanlış yaptık? Başımıza bir şey gelmezse şurada ortalama 70-80 yıl sürecek bu kısıtlı ömrümüzü kederlere, üzüntülere çevirmeyi nasıl başardık? Mutlu olmanın şartlarını niye bu kadar zor yerlere bağladık ki? Kimler bizi bu kadar kandırdı? Acaba dürbüne tersinden bakan bir bebek gibi, dünya yalan söylüyor olabilir mi?” 

Şemsettin ÖZKAN
30.08.2025 KONYA

KAYNAKLAR
1-kuran.diyanet.gov.tr
2-kuranmeali.com
3-pixabay.com

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir